• İmsak 06:51
  • Güneş 08:22
  • Öğle 13:14
  • İkindi 15:35
  • Akşam 17:56
  • Yatsı 19:22
  • SONRAKİ NAMAZA KALAN SÜRE 00:00:00
İMSAKİYE 2025 - İstanbul
  1. Haberler
  2. DÜNYA
  3. Bu kapıdan içeri girdiğinde çocuk denecek yaştaydı, 1 ay boyunca yaşadığı kabusun etkileri bir ömür silinmedi! ‘Sen iyi bir kızsın, sen kötü bir kızsın’

Bu kapıdan içeri girdiğinde çocuk denecek yaştaydı, 1 ay boyunca yaşadığı kabusun etkileri bir ömür silinmedi! ‘Sen iyi bir kızsın, sen kötü bir kızsın’

featured
0
Paylaş
Haberin Devamı

Lana Ponting’in Kanada’nın Montreal kentindeki eski bir psikiyatri hastanesi olan Allan Memorial Enstitüsü hakkında hatırladığı ilk şey kokusuydu. İlaç gibi kokuyordu içerisi. Zaten Ponting’e göre enstitüsünün görüntüsü de bir tuhaftı. Ponting, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Oranın görüntüsünü hiç sevmemiştim. Bana hastane gibi gelmemişti” diye anlattı hatıralarını.

Söz konusu bina bir zamanlar İskoçyalı bir nakliye zengininin konutuydu. Sonradan hastaneye dönüştürülmüştü.

16 yaşındayken çıkarıldığı mahkemede, yargıç Ponting’in “itaatsiz” davranışları nedeniyle 1 ay boyunca burada tedavi görmesine karar vermişti. O nedenle genç kız, 1958 yılının nisan ayını kısaca ‘Allan’ olarak anılan hastanede geçirdi.

BİNLERCE DENEKTEN BİRİYDİ

Allan’la ilgili korkunç gerçek ise yıllar sonra ortaya çıktı. Burası ABD istihbarat kurumu CIA’in zihin kontrolü araştırmalarının merkezlerinden biriydi. Hastanede “tedavi” gören binlerce kişi, bu çok gizli araştırmalar kapsamında denek olarak kullanılmıştı. Onlardan biri de Ponting’di.

Haberin Devamı

Bu deneylerin Kanadalı kurbanları, geçtiğimiz yıl CIA’e toplu dava açtı. Ponting bu davanın iki davacısından biri oldu. Kasım ayında görülen duruşmada Kraliyet Victoria Hastanesi’nin temyiz başvurusunun reddiyle davanın devam etmesinin yolu açıldı.

Peki Ponting henüz çocuk denecek yaşta nasıl kurban oldu?

CIA’İN KORKUNÇ OPERASYONU

Yakın zamanda ulaştığı tıbbi kayıtlarına göre, Ponting’in hikayesi ailesinin Ottawa’dan Montreal’e taşınmasıyla başladı. Bu süreçte zor günler geçiren Ponting, sık sık evden kaçıyor ve ailesinin onaylamadığı arkadaşlarla vakit geçiriyordu. Kendi ifadesiyle “sıradan bir ergen”di Ponting. Ancak çıkarıldığı mahkemenin yargıcı nedense Allan’a gönderilmesine hükmetmişti.

Ponting, Allan’da CIA’in MK-Ultra olarak bilinen gizli deneylerinin katılımcılarından biri oldu. Ama bir deneyin parçası olduğuna dair en ufak bir fikri bile yoktu.

CIA’in Soğuk Savaş yıllarında yürüttüğü MK-Ultra projesi kapsamında, LSD gibi psikodelik ilaçların, elektroşok tedavilerinin ve beyin yıkama tekniklerinin, insanlar üzerindeki etkileri test ediliyordu. Ancak deneylerin parçası olan kişilerin rızaları alınmıyordu.

Haberin Devamı

100’DEN FAZLA KURUM DAHİL OLDU

ABD ve Kanada’da aralarında hastaneler, hapishaneler ve okulların da bulunduğu 100’den fazla kurum bu programa katıldı. Allan Memorial Enstitüsü de onlardan biriydi.

Allan’daki deneyleri McGill Üniversitesi’nden araştırmacı Dr. Ewen Cameron yürütüyordu. Dr. Cameron, “keşif” adını verdiği deneyleri kapsamında ilaç verdiği hastalara bazı kayıtlar dinletiyordu. Bu kayıtların binlerce kez tekrar edildiği hastalar oluyordu.

Ponting de Dr. Cameron’ın aynı ses kaydını kendisine yüzlerce kere dinlettiğini belirterek, “Tekrar tekrar aynı şeyi dinliyordum: ‘Sen iyi bir kızsın, sen kötü bir kızsın'” ifadelerini kullandı.

“KENDİNİ YATAKTAN ATTI VE ÇIĞLIK ATMAYA BAŞLADI”

Haberin Devamı

Dr. Cameron’ın deneyleri ve etik sonuçları üzerine araştırma yapan doktora öğrencisi Jordan Torbay, bu tekniğin bir tür “psişik yönlendirme” olduğunu belirtti. BBC’ye konuşan Torbay, “Özetle, hastaların zihinleri sözlü komutlar kullanılarak manipüle edildi” dedi. Torbay, Dr. Cameron’ın uyku ilaçlarının, kişiyi zorla duyularından yoksun bırakmanın ve tetiklenmiş komanın etkilerini de incelediğini sözlerine ekledi.

Tıbbi kayıtlar, Ponting’e Allan’da geçirdiği süre boyunca LSD’nin yanı sıra sodyum amital, barbitürat, desoksin, uyarıcı ve gülme gazı olarak bilinen bir yatıştırıcı olan azot oksit gazı gibi ilaçların verildiğine işaret ediyor.

Ponting’in bilgi edinme hakkı talebinin kabul edilmesinin ardından ulaştığı tıbbi dosyalarından birinde, Dr. Cameron’ın kaleminden çıkan, “30 Nisan itibarıyla, hastayla keşifler yapıldı. Azot oksit verildiğinde oldukça gergin ve aşırı şiddetli hale geldi, kendini yataktan attı ve çığlık atmaya başladı” notu dikkat çekiyor.

Haberin Devamı

ABD’DEKİ DAVALAR SONUÇ VERMEDİ

MK-Ultra deneyleriyle ilgili acı gerçekler ilk olarak 1970’lerde ortaya çıktı. O zamandan beri, birçok kurban ABD ve Kanada’yı dava etmek için girişimlerde bulundu.

ABD’deki davalar büyük ölçüde başarısız oldu ancak Kanada’da 1988 yılında görülen davada yargıç, ABD hükümetini dokuz kurbanın her birine 67.000 dolar tazminat ödemeye mahkum etti. 1992 yılında da Kanada hükümeti 77 kurbanın her birine 100.000 Kanada doları (o zamanın parasıyla yaklaşık 80.000 dolar) ödeme yaptı ancak deneylerle ilgili sorumluluğu kabul etmedi.

Ponting, ödeme yapılan kişilerden biri değildi, çünkü o yıllarda kendisinin de deneyin kurbanlarından biri olduğunu bilmiyordu.

Haberin Devamı

ETKİLERİNİ HAYATI BOYUNCA HİSSETTİ

Neredeyse bütün hayatı boyunca kendisinde bir sorun olduğunu hissetse de sebebine dair bir fikri bulunmayan Ponting, gizli deneylerin kurbanı olduğunu da oldukça yakın zamanda öğrendi. Zaten Allan’da yaşadıklarına ve sonrasına dair çok fazla şey de kalmamıştı hafızasında.

Yıllar sonra evlenip Manitoba şehrine yerleşen Ponting, iki çocuk dünyaya getirdi. Çocuklarıyla halen yakın ilişkileri olduğunu, dört de torunu bulunduğunu belirten Ponting, hayatına devam etse de Allan’da geçirdiği 1 ayın etkilerini ömrünün sonuna kadar üzerinden atamadığını ifade etti.

“Bunu hayatım boyunca hissettim. ‘Neden bu şekilde düşünüyorum?’ ya da ‘Bana ne oldu?’ diye merak ediyordum” diyen Ponting, Allan’da geçirdiği zamanın ve tekrarlayan kabuslarının etkisiyle, zihinsel sağlık sorunlarıyla başa çıkmak için hayatı boyunca bir dizi ilaç almak zorunda kaldığını söyledi. Ponting, “Hala bazı geceler, olanlar yüzünden çığlık atarak uyanıyorum” diye konuştu.

“FOTOĞRAFINI HER GÖRDÜĞÜMDE SİNİRLENİYORUM”

Kraliyet Victoria Hastanesi ve McGill Üniversitesi, dava süreci devam ettiği için yorum yapmayı reddederken Kanada hükümeti, 1992 tarihli uzlaşmaya dikkat çekerek ödemenin “insani” nedenlerle yapıldığını ve kendilerinin yasal sorumluluk kabul etmediğini belirtti.

Pointing ise davanın kendisi için konuyu nihayet kapatma şansı olduğunu belirterek, “Bazen oturma odamda otururken zihnim geçmişe gidiyor ve başıma gelenleri düşünüyorum. Dr. Cameron’ın fotoğrafını her gördüğümde çok sinirleniyorum” ifadelerini kullandı.

CAMERON 1964’E KADAR DEVAM ETMİŞ

Dr. Cameron’ın çalışmaları bugün MK-Ultra deneyleriyle özdeşleşmiş durumda. Ne var ki Torbay’in araştırmalarına göre, o dönemde Dr. Cameron deneylerinin CIA tarafından finanse edildiğini bilmiyordu. Dr. Cameron’un ABD istihbarat teşkilatı ile iş birliği 1964’te sona erdi. Cameron yolların ayrılmasından kısa bir süre sonra, 1967’de kalp krizinden öldü.

Bununla birlikte Torbay, paranın kaynağını bilip bilmediğine bakılmaksızın, Dr. Cameron’ın yürüttüğü deneylerin etik olmadığını bilmesi gerektiğini söyledi.

Davanın devam etmesini ve mağdurların bir nebze olsun adalet bulmasını umduğunu da sözlerine ekleyen Torbay, “Aslında mesele, hastalara kaybettiklerini geri vermek değil, çünkü bu mümkün değil. Mesele onların acılarının boşa gitmemesini sağlamak, bundan ders çıkarmak” dedi.


En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

En Son Tv ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.