
Türkiye, Batı Avrupa ülkelerinin yüzyılı aşkın bir sürede yaşadığı demografik dönüşümü yaklaşık 50 yıllık daha kısa bir zaman diliminde tecrübe ediyor. Son 5 yılda yaşlı nüfusu yüzde 20 artan Türkiye’de 65 yaş üstü oran yüzde 11,1’e ulaşmış durumda. Nüfus projeksiyonları bu oranın 2030’da yüzde 13,5’e, 2040’ta yüzde 17,9’a, 2060’ta yüzde 27’ye ve 2080’de yüzde 33,4’e çıkacağını gösteriyor.
Doğum ve çocuk nüfusu oranlarındaki gerilemeye karşı Türkiye, 2025 yılını “Aile Yılı”, 2026-2035 dönemini ise “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan ederek kapsamlı bir politika sürecini başlattı.Yaşlanan nüfusun iş gücü açığına, verimlilik düşüşüne ve sosyal güvenlik sistemlerinde prim gelirlerinin azalıp sağlık harcamalarının artmasına yol açacağı belirtiliyor. Bu kapsamda zorunlu bir bakım sigortası sisteminin ve bireysel/kurumsal emeklilik alternatiflerinin güçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
- Doğurganlık oranlarındaki düşüşün devam etmesi halinde mevcut emeklilik sistemlerinin sürdürülebilirliği için emeklilik yaşının ve sistem altyapılarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
- Yaşlanma krizinin sadece bireysel ülkelerin önlemleriyle değil, Birleşmiş Milletler gibi küresel yapılar çatısı altında iklim değişikliği veya pandemi benzeri uluslararası bir gündem maddesi olarak ele alınması gerektiği kaydediliyor.

Yorumlar kapalı.