Doğu’nun Son Güneşi: Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü Zaferi ve Hüzünlü Vedası
Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Kafkasya, etnik çatışmaların, emperyalist paylaşım savaşlarının ve kaosun tam merkezinde yer alıyordu. 1918 yılının ilk aylarında Bolşevik ve Ermeni Daşnak ittifakının Azerbaycan Türklerine yönelik gerçekleştirdiği katliamlar, bölgedeki Türk varlığını yok olma noktasına getirdi. Bu insani ve tarihi feryada kayıtsız kalmayan Osmanlı Devleti, harbin getirdiği ağır yıkıma ve kısıtlı imkânlara rağmen tarihi bir adım attı. Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın talimatıyla, öz kardeşi Nuri Paşa (Killigil) komutasında özel bir askeri birlik kuruldu: Kafkas İslam Ordusu.
Kars’tan Yükselen Kardeşlik Yürüyüşü
Ordu, düzenli Osmanlı subay ve askerleri ile Azerbaycanlı gönüllü gençlerin bir araya gelmesiyle şekillendi. Yarı yarıya bir gönüllü ve nizami ordu harmanı olan bu kuvvet, Kars’tan hareket ederek Kafkasya içlerine doğru zorlu bir yürüyüşe başladı. İlerleme güzergâhı boyunca düşman tahkimatları ve çete unsurları tek tek bertaraf edildi.
Kafkas İslam Ordusu’nun karşısında yalnızca bölgesel çeteler yoktu; Bakü’nün zengin petrol yataklarını kontrol etmek isteyen İngiliz General Dunsterforce komutasındaki müttefik birlikleri, Daşnak kuvvetleri ve Bolşevik artıkları güçlü bir blok oluşturmuştu.
Adım Adım Bakü’ye: Göyçay, Kürdemir ve Şamahi
Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye ulaşması kolay olmadı. Tarihe altın harflerle kazınan kırılma noktaları adım adım gerçekleşti:
Göyçay Muharebesi: Yarma harekatının en kritik ayağı olan Göyçay’da, Kızıl Ordu ve Daşnak birliklerinin ilerleyişi durduruldu ve karşı taarruz başlatıldı.
Kürdemir ve Şamahi: Stratejik demiryolu ve hatların kontrolü sağlandı. Birlikler, çetin iklim ve coğrafi şartlara rağmen halkın yoğun desteğiyle Bakü kapılarına dayandı.
15 Eylül 1918: Bakü’de Al Bayrak ve Hilal
Günlerce süren çetin kuşatmanın ardından, 15 Eylül 1918 sabahı Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu Bakü’ye girdi. Aylardır zulüm altında inleyen şehir halkı, Türk askerini büyük bir coşkuyla karşıladı. Azerbaycan bayrağı ve Osmanlı al bayrağı Bakü sokaklarında yan yana dalgalandı. Bu zafer, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve başkentini güvence altına alan tarihi bir dönüm noktası oldu.
Zaferden 45 Gün Sonra Gelen Hüzün: Mondros Mütarekesi
Kafkasya’da yazılan bu büyük destan, ne yazık ki Batı cephelerindeki genel yenilginin gölgesinde kaldı. Bakü’nün kurtuluşundan sadece 45 gün sonra, 30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kaldı. Anlaşmanın ağır maddeleri gereği Osmanlı ordusunun Kafkasya ve Azerbaycan’ı derhal tahliye etmesi emredildi.
Nuri Paşa ve emrindeki askerler, gözyaşları ve hüzünle Bakü’ye veda ederek Anadolu’ya çekildi. Ancak arkalarında bıraktıkları askeri birikim, teçhizat ve subay kadrosu, Azerbaycan Ulusal Ordusu’nun omurgasını oluşturdu. Kafkas İslam Ordusu’nun Çubuk Ovası’ndan Kafkasya’ya uzanan Türk askeri ruhu, “İki Devlet, Tek Millet” anlayışının silinmez temel taşı olarak tarihe kazındı.

Yorumlar kapalı.