
Bir çağ düşünün…
Her şey serbest.
Her şey meşru.
Her şey “ben buyum” cümlesine bağlanmış.
İçinden geliyorsa doğru.
Canı istiyorsa hak.
Hissettiyse helal.
Peki duralım.
Bir nefes alalım.
Bir soru soralım.
İnsan, içinden geldiği için mi insandır?
Hayır.
İnsan, içinden geldiği hâlde yapmadığı şeyler yüzünden insandır.
Bugün din denilen şeye “baskı” diyorlar.
Oysa din, baskı değil; dengedir.
İnsanın üç kuvveti vardır:
Şehveti…
Öfkesi…
Aklı…
Bunlar başıboş kalırsa, insan özgür olmaz.
İnsan dağılır.
Üstelik şunu da bilelim:
Bu denge sadece insana mahsus değildir.
Doğanın kendisi dengedir.
Erkek aslan, erkek aslanla çiftleşmez.
Erkek geyik, erkek geyikle nesil aramaz.
Doğada “içimden geldi” diye bir şey yoktur.
Doğada rol vardır, sınır vardır, fıtrat vardır.
Sapma doğada değil, insanda başlar.
Çünkü insan, sınırı bozabilen tek varlıktır.
İşte din tam burada devreye girer.
Yeni bir yasa koymak için değil…
İnsanı kendine hatırlatmak için.
Bugün eşcinsellik nasıl anlatılıyor?
“Bu bir duygu.”
“Bu bir meyil.”
“Kimseye zararı yok.”
Güzel.
Ama o zaman şu sorudan kaçamazsınız:
Hırsızlık da bir meyil değil mi?
Zina da bir dürtü değil mi?
Şiddet de bir öfke boşalması değil mi?
Eğer duygu, fiili temize çıkarıyorsa;
ahlâka ne gerek var, hukuka ne gerek var?
Toplum, hislerle ayakta durmaz.
Toplum, sınırlarla ayakta durur.
Bu mesele “beni bağlamaz” meselesi değildir.
Bu, nesil meselesidir.
Bir toplum, kendi devamını tartışmaya açarsa;
bayrağı değil, geleceği düşer.
Tarihte hep böyle oldu.
Fıtratla kavga eden kazanan olmadı.
Din serttir, evet.
Ama gerçek de serttir.
Din “içinden geldiği gibi yaşa” demez.
“İçinden geleni kutsallaştırma” der.
Çünkü kutsal olan arzu değildir.
Kutsal olan ölçüdür.
İnsan ya ölçüyle yaşar…
Ya da dağılır.
Üçüncü bir ihtimal hiç olmadı.
Selam ve dua ile
Fiemanillah
KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




