Bu ülkede eğitim çok konuşulur.
Toplantılar yapılır, sunumlar açılır, sayfalarca rapor okunur.
Ama bazen biri çıkar,
tek cümle kurar,
herkes susar.
Geçtiğimiz günlerde EDEP – Eğitime Destek Programları Merkezi tarafından düzenlenen toplantıda Malatya Valisi Seddar Yavuz tam olarak bunu yaptı.
Ne ezber vardı,
ne yuvarlak cümle.
“Okullarda mescit açılsın.”
“4–6 yaş grubu yaygınlaştırılsın.”
Bu bir bürokratik talimat değildi.
Bu, unutulan bir hakikatin yüksek sesle hatırlatılmasıydı.
Çünkü nitelikli toplum yalnızca müfredatla yetişmez.
İnsan sadece matematikle, sadece testle, sadece sıralamayla adam olmaz.
Bir nesli ayakta tutan şey;
değer, edep ve yön duygusudur.
Bu topraklar sınav birincileriyle değil,
inançlı ve ahlaklı insanlar sayesinde ayakta kaldı.
Mescit, okulun fazlalığı değildir.
Mescit, pusuladır.
4–6 yaş “erken” değildir.
Tam tersine, karakterin harcının karıldığı zamandır.
O yüzden bu söz önemlidir.
O yüzden bu çıkış kıymetlidir.
Herkes bina yapar.
Herkes tabela asar.
Herkes proje anlatır.
Ama nadiren biri çıkar da şunu söyler:
“İnsan yetiştirelim.”
İşte o an,
müfredat susar.
Ezber bozulur.
Not düşülür.
Ve bazen,
bir cümle
bir kuşağı kurtarır.

RAKAM KONUŞUR, BAHANE SUSAR
Türkiye genelinde 664 bin yeni üye.
Malatya’nın payı yüzde 1,6.
Bir saniye.
Malatya’nın Türkiye nüfusundaki payı yüzde 1 bile değil.
Yani binde onluk şehir,
binde onluk olması gereken yerde
binde on altı üretmiş.
Bu başarı mı?
Evet.
Net.
Çünkü siyaset matematikle ölçülür,
niyetle değil.
Şimdi şartlara bakalım.
Büyükşehir mi destek oldu?
Hayır.
Sami Er mi omuz verdi?
Aksine mesafeli.
Yeşilyurt mu sahaya indi?
İlhan Geçit ortalarda yok.
Bayram Taşkın mı?
Eski teşkilatçı refleksiyle “idare eder” çizgisinde.
Yani teşkilat
ne belediyeden güç aldı
ne vitrin gördü
ne imkan.
Kendi yağında
kendi ateşinde
kavruldu.
Ve buna rağmen
Türkiye ortalamasının üstünde üye yaptı.
İşte bu noktada isim konuşulur.
Ali Bakan.
Sessiz.
Gösterişsiz.
Ama rakam üreten tip.
Siyasette en tehlikeli adamdır bu:
konuşmaz
ama dosya bırakır.
O yüzden
“Ali Bakan gidiyor” diyenler
kuliste çoktu,
ama tabloda yok.
Genel Merkez baktı
nüfusa baktı
orana baktı
ve Malatya’yı kırmızı çizgide tuttu.
Çünkü siyaset duyguyla değil,
excel’le yapılır.
Ve asıl darbe:
Ali Bakan’ı göndermek isteyenler konuştu, Ali Bakan rakam yaptı.

KAR ZAMANINDA GELDİ, BELEDİYELER YİNE GEÇ KALDI
Malatya’ya kar yağdı.
Öyle destanlık değil.
Tipi, boran, kıyamet hiç değil.
Bildiğin kar.
Meteoroloji günler öncesinden söyledi.
Saatini verdi, gününü verdi, milimini bile yazdı.
Yani kar, Google’dan indirilmedi.
Yeni keşfedilmiş bir doğa olayı da değildi.
Ama ne olduysa oldu…
Kar yere düşünce herkes şaşırdı.
Arabalar kızak oldu.
Yollar buz pistine döndü.
Vatandaş direksiyon başında dua etmeye başladı.
Belediyeler mi?
Sessiz.
Sanki kar aniden karar değiştirmiş.
Sanki hava durumu belediyelere bildirilmemiş.
Sanki “kış” bu coğrafyada ilk kez yaşanıyormuş gibi.
İlkokuldayız adeta:
“Ali topu at.”
“Sami tuzu at.”
Ama Sami yok.
Tuz yok.
Top hiç yok.
Sonra klasik cümle geliyor:
“Hazırlıksız yakalandık.”
Hayır.
Hazırlıksız yakalanmadınız.
Hazırlanmadınız.
Kar görevini yaptı.
Zamanında geldi.
Belediyeler yine yapamadı.
Zamanında bile geç kaldı.

TERMOS SİYASETİ
Kar yağar.
Kamera açılır.
Termos ortaya çıkar.
Bayram Taşkın işçiye çay dağıtıyor.
Samimi mi?
Olabilir.
İyi niyet mi?
Muhtemel.
…
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




