Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık ama aynı zamanda en şanlı direnişlerinden biri olan 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminin üzerinden tam on yıl geçti. Millî iradenin tecelligahı olan meydanlarda yazılan bu destan, bir milletin bağımsızlığına olan tutkusunun ve demokrasiye olan sarsılmaz inancının en somut kanıtıdır.
On yıl önce o gece, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızmış olan FETÖ mensubu teröristlerin, milletin silahlarını yine millete doğrulttuğu bir ihanet senaryosuna tanıklık ettik. Ancak hesap edemedikleri bir şey vardı: Türk milletinin “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturuyla sokaklara döküleceği ve tankların önüne gövdesini siper edeceği gerçeği.
İhanetin Anatomisi: FETÖ’nün Devlet İçindeki Sinsiliği
15 Temmuz, sadece bir gecelik bir olay değil, on yıllarca süren sistematik bir sızma ve devleti ele geçirme planının son aşamasıydı. FETÖ, eğitimden bürokrasiye, emniyetten orduya kadar her kılcal damara nüfuz ederek Türkiye’nin demokratik yapısını çökertmeyi hedeflemişti.
Devlet Mekanizmalarının Arındırılması
Geçen on yıllık süreçte, bu sinsi yapının devlet içerisindeki uzantıları büyük ölçüde temizlendi. Ancak bu mücadele, sadece bir tasfiye süreci değil, aynı zamanda devletin liyakat esaslı bir yapıya kavuşması için verilen bir hukuk mücadelesi oldu. 15 Temmuz sonrası kurulan mekanizmalar, devletin bir daha benzer bir tehditle karşılaşmaması için gerekli savunma duvarlarını inşa etti.
Halkın Gücü: 251 Şehit ve 2 Bin 703 Gazinin Mirası
O gece 251 vatandaşımız şehit oldu ve 2 bin 703 vatandaşımız gazi ünvanıyla onurlandırıldı. Bu rakamlar sadece istatistiki birer veri değil; her biri bir baba, bir anne, bir evlat veya bir eşin, vatanı için canını feda etmeye hazır olduğunun birer nişanesidir. Şehitlerimizin kanıyla sulanan bu topraklar, bugün on yıl öncesinden çok daha güçlü bir birlik ve beraberlik ruhuna sahiptir.
Tanklara Karşı Çelikten İrade
Sıradan insanların, hiçbir askerî eğitimi olmaksızın, sadece ellerinde bayraklarıyla F-16’lara ve tanklara karşı durması, dünya siyasi tarihine “sivil direnişin en büyük örneği” olarak geçmiştir. Bu direniş, Türkiye’de artık askeri darbeler döneminin bir daha açılmamak üzere kapandığının dünyaya ilanıdır.
Stratejik Bir Kazanç: Bağımsız Dış Politika ve Savunma Sanayii
15 Temmuz hain darbe girişimi, Türkiye için bir dönüm noktası oldu. Darbe girişiminin başarısızlığa uğratılması, Türkiye’nin kendi kaderini tayin etme gücünü perçinledi. Bu süreçten sonra Türkiye, özellikle savunma sanayiinde yerlilik oranını artırarak dışa bağımlılığını minimize etmeye başladı. Bugün İHA ve SİHA’larımızla yakaladığımız başarı, aslında o geceki bağımsızlık iradesinin bir sonucudur.
Demokrasi Nöbetlerinden Vizyon Projelerine
Halkın meydanlarda tuttuğu demokrasi nöbetleri, sadece o günleri korumak için değil, Türkiye’nin geleceğini de güvence altına almak içindi. On yıl içinde hayata geçirilen mega projeler ve jeopolitik atılımlar, bu özgüvenin eseridir.
Sonuç: Unutmadık, Unutturmayacağız
- yılında 15 Temmuz’u anmak, sadece bir anma töreninden ibaret değildir. Bu, millî hafızayı taze tutmak ve bir daha asla vesayet odaklarına geçit vermeyeceğimizi haykırmaktır. Demokrasi ve Millî Birlik Günü, bu milletin özgürlük ve bağımsızlık sevdasının mühürlendiği gündür.
Şehitlerimizin ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. Gazilerimize minnettarız. Bu vatan, o gece canını ortaya koyan kahramanlar sayesinde dimdik ayaktadır. Vatan size minnettar!

Yorumlar kapalı.