ABD ile İran arasındaki savaşın askeri cephesinde diplomatik çözüm arayışları sürerken Washington bu kez ekonomik cephede kapsamlı bir saldırı başlattı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in “ekonomik D-Day” olarak tanımladığı yeni yaptırım kampanyasının hedefi yalnızca İran yönetimi değil, Tahran’a ekonomik hayat sağlayan ülkeler, bankalar ve şirketler. Ekonomi medyasında yer alan değerlendirmelere göre Washington’ın yeni hamlesinin İran ekonomisini ne ölçüde sarsabileceği tartışmalı bir konu. Yer verilen son kritik bilgiler İran’ın dış ticaretinde en önemli ülkenin Çin olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC) verilerine dayandırılan analize göre Çin, 2025’te İran’ın ihracatının yüzde 26,9’unu tek başına gerçekleştirdi. Ancak bu rakam İran’ın petrol ticaretinin tamamını yansıtmıyor. İran’ın petrol satışlarının, özellikle Çin’e yapılan sevkiyatların, siyasi ve yaptırım nedenleriyle resmi istatistiklerde eksik gösterilebildiği belirtiliyor.

ABD’NİN BÜYÜK AÇMAZI
ABD’nin yeni yaptırım stratejisinin en büyük açmazı da burada ortaya çıkıyor. ABD’nin, İran’ın ekonomik damarlarını kesebilmesi için Çin’in İran’la petrol ve ticaret ilişkisini ciddi biçimde sınırlandırması gerekiyor. ABD-Çin Ekonomi ve Güvenlik İnceleme Komisyonu’na göre Çin, İran’ın en büyük ticaret ortağı ve 2025’te iki ülke arasındaki açıklanan ticaret hacmi 9,96 milyar dolar oldu. Ancak Çin’e yapılan ve resmi ticaret rakamlarına yansımayan İran petrol ihracatı da hesaba katıldığında ilişkinin gerçek boyutu çok daha büyük. Pekin ise Washington’ın baskısına boyun eğmeye hazır görünmüyor. Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına karşı olduğunu ve kendi çıkarlarını korumak için gerekli önlemleri alacağını açıkladı. Financial Times da Washington’ın planının başarısının büyük ölçüde Çin’in tavrına bağlı olduğunu ve Pekin’e yönelik daha sert yaptırımların ABD-Çin ilişkilerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ
İran’ın önemli ticaret ortaklarından biri de Türkiye. BBC’nin aktardığı ITC verileri Türkiye’yi İran’ın başlıca ticaret ortakları arasında gösteriyor. Türkiye’nin durumu Çin’den farklı. Ankara, Washington’la NATO müttefiki olarak yakın bir güvenlik ilişkisine sahipken İran’la 560 kilometreyi aşan kara sınırını ve enerji bağlantılarını koruyor. Son verilere göre Türkiye’nin İran’la ticareti 2025’te milyarlarca dolarlık seviyedeydi ve Washington’ın yeni yaptırım politikası Çin’in yanı sıra Türkiye, Hindistan ve diğer İran ticaret ortaklarını da baskı altında bırakabilir. Reuters, ABD’nin özellikle dolar merkezli küresel finans sistemindeki ağırlığını kullanarak İran’la ticaret yapan ülkelerin finansal erişimini sınırlama kapasitesine dikkat çekiyor.
IRAK VE PAKİSTAN
İran’ın ekonomik ağı Çin ve Türkiye ile sınırlı değil. Irak, İran’ın en önemli bölgesel ticaret ortaklarından biri. Son verilere göre iki ülke arasındaki ticaret 2025’te 10 milyar doların üzerine çıktı. İran’dan Irak’a gıda, tüketim malları ve diğer ürünlerin ihracatı bu ilişkinin önemli bölümünü oluşturuyor. Ancak Irak aynı zamanda ABD’nin ekonomik sistemine güçlü biçimde bağımlı. Bu durum Bağdat’ı, Washington ile Tahran arasında zor bir seçime itiyor. Pakistan da benzer bir ikilemle karşı karşıya. Analizlere göre İran’la sınırı bulunan Pakistan, Tahran’la ekonomik ve siyasi ilişkilerini korumak isterken ABD ile de önemli ticari bağlara sahip. Üstelik Pakistan, İran ile ABD arasındaki diplomatik temaslarda arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor. Dolayısıyla Washington’ın ağır yaptırım baskısı İslamabad’ın hareket alanını da daraltabilir.

İRAN’I ÇÖKERTİR Mİ?
Washington’ın hesabı İran’ın dışarıdan para kazanmasını zorlaştırmak, petrol gelirlerini kesmek ve İran’la ticaret yapan ülkeleri ABD finans sisteminden dışlanma tehdidiyle geri adım atmaya zorlamak. Ancak uzmanlar İran’ın onlarca yıldır yaptırımlar altında yaşamaya alıştığına dikkat çekiyor. Oxford Economics değerlendirmesinde yeni yaptırımların İran’ın gelirleri üzerindeki doğrudan etkisinin “bir miktar zayıf” kalabileceği belirtiliyor. International Crisis Group’tan Ali Vaez ise asıl meselenin yeni yaptırımlar koymak değil, bunları küresel ölçekte ne kadar etkili uygulayabilmek olduğunu vurguluyor.
Kaynak: Web Özel

Yorumlar kapalı.