
“Sanat, insanın insana ve insanla anlatma biçimidir” diyen Angın, “Toplumların ruhunu yansıtır. Dünyayı kavrayabilmek, başkalarıyla empati kurabilmek, bakış açımızı ve düşünsel zenginliğimizi geliştirebilmek için sanat vazgeçilmezdir. Kültürel yükselişimizi sağlamak, ekonomik gelişim kadar hayati bir öneme sahiptir. Kültürel ve sanatsal zenginlik, maddi zenginlik kadar toplumların asli ihtiyacıdır. Bu iki alan birbirinin sürdürülebilirlik kaynağıdır. İşte bu nedenle Ulu Önderimiz, “Muassır Medeniyetler Seviyesi” hedefini büyük bir bilinç ve ustalıkla ortaya koymuştur.” Dedi
Kültürel olarak gelişenler şeffaf olur
Angın, sanat, siyaset ve toplum üçgenine ilişkin yaptığı açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Yüksek medeniyetler; bilim ve fende olduğu kadar kültür ve sanatta da ileridir. Maddi kaynakların üretilmesi ve adil biçimde paylaşılması, kültür ve sanatla düşünsel ve ruhsal arınmayı sağlayabilmiş toplumlarda daha kolay hayat bulur. Özgür, bağımsız ve korkusuz sanatın toplumu dönüştürme gücü, siyasete ve siyaset yapma biçimine de olumlu yansır. Temiz toplum, temiz siyasetten geçer. Kültürel kalkınma düzeyi yüksek toplumlar şeffaflıkla hesap verir; ayrıcalıklı sınıfların olmadığı, halkçı bir siyaseti daha kolay benimser.
Sanatı tehdit olarak görme yanlışına düşmemeliyiz
Sanatın siyaseti eleştiren yönünü bir tehdit değil, geliştirici bir unsur olarak görmek ileri toplumların temel özelliklerindendir. Toplumun her yaş grubunun; bireysel okuma, görsel ve sahne sanatlarına erişiminin kolay olması, toplumsal kültürel zenginliğin yapı taşlarından biridir. Toplum olarak hepimizin kültürel ve sanatsal etkinliklere kolaylıkla erişebildiği; uykudan önce çocuklarımıza iki satır da olsa kitap okuyabildiğimiz bir ülke özlemiyle…”
Kaynak: Haber Merkezi
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



