
COVID-19 pandemisinde geliştirdiği aşıyla adını tüm dünyaya
duyuran Alman biyoteknoloji devi BioNTech, bir süredir bu platformu
kanser tedavilerine uyarlama hedefiyle geniş kapsamlı klinik
çalışmalar yürütüyor. Özellikle kişiselleştirilmiş mRNA kanser
aşıları, ameliyatla tümörleri çıkarılmış ancak hastalığın yeniden
ortaya çıkma riski yüksek olan kanser hastalarında, bu riski
ortadan kaldırabilecek bir çözüm olarak görülüyordu. Nitekim
geçtiğimiz günlerde Merck ve Moderna tarafından geliştirilen
kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşısının melanom hastalarında umut
verici sonuçlar göstermesi, bu alandaki beklentileri ciddi şekilde
artırmıştı. Ancak BioNTech’ten gelen son haberler, mRNA kanser
aşılarının her kanser türünde aynı başarıyı göstermeyebileceğine
işaret ediyor.
BioNTech ve ortağı Genentech, yüksek riskli kolon kanseri
hastaları üzerinde yürütülen orta aşama (Evre 2) mRNA kanser aşısı
klinik çalışmasının durdurulduğunu açıkladı. “Autogene cevumeran”
kod adlı deneysel aşının test edildiği bu çalışmada; ameliyat
geçirmiş ve kanında hâlâ kanser DNA’sı tespit edilen yüksek riskli
hastaların aşı sayesinde daha uzun yaşayıp yaşayamayacağı
inceleniyordu. Bağımsız bir denetim komitesi tarafından yapılan
güvenlik incelemesinde, tedavi grubunda beklenen yaşam süresi
katkısının sağlanamayacağı tespit edildi.
Merck ve Moderna’nın melanom hastalarınd yakaladığı başarı
BionTech’in de hisselerini yukarı çekmişti. Ancak bu açıklama
sonrası şirketin ABD borsasındaki hisseleri yüzde 7.5 düşüş
yaşadı.
Test Aşamasında Aşılananların Ölüm Oranı Daha Yukarı Çıkmış
Olabilir
Araştırmayı durdurma kararının arkasındaki teknik detaylar
incelediğinde, durumun sıradan bir “başarısızlık”tan daha karmaşık
olduğu görülüyor. Denetim komitesi, aşıyı alan grup ile kontrol
grubu arasındaki genel hayatta kalma oranlarında “sayısal bir
dengesizlik” tespit etti. Analistler ve konuya yakın uzmanlar, bu
ifadenin aşıyı alan gruptaki ölüm oranlarının kontrol grubuna
kıyasla daha yüksek seyretmiş olabileceğine işaret ettiğini
belirtiyor.
Söz konusu klinik çalışmada, ameliyat ve üç aylık kemoterapi
sürecini tamamlayan yüksek riskli hastalara aşı verilerek, standart
izlem sürecine kıyasla nüksün önlenip önlenemediği ölçülüyordu.
Kanser hücrelerindeki kişiselleştirilmiş mutasyonları bağışıklık
sistemine tanıtmayı hedefleyen bu mekanizma, melanoma gibi “sıcak
tümörlerde” başarılı sonuçlar verse de kolon ve pankreas gibi
immunoterapiye dirençli “soğuk tümörlerde” ciddi bir duvara çarpmış
durumda.
Süreç Diğer Kanser Aşısı Çalışmalarını Nasıl
Etkileyecek?
Alınan bu olumsuz sonuç, BioNTech’in diğer mRNA projelerine
yönelik soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Şirket, karar
doğrultusunda pankreas kanseri hastalarında yürütülen ve sonuçları
2031 yılında beklenen diğer mRNA aşı çalışmasının etkilenmeyeceğini
ifade etse de analistler bu konuda temkinli. Kolon ve pankreas
tümörlerinin benzer biyolojik direnç mekanizmalarına sahip olması,
pankreas çalışmasının geleceğine dair beklentileri de
zayıflatıyor.
Tabii bu BionTech’in mRNA kanser aşıları konusunda tamamen frene
basacağı anlamına gelmiyor. Aksine şirket, baş ve boyun
kanserlerine yönelik BNT113 kodlu diğer bir mRNA çalışmasının ara
sonuçlarını bu yılın sonlarına doğru açıklamayı hedefliyor.
Ancak yaşanan bu son gelişmenin, BioNTech’in stratejik odağını
mRNA dışı alanlara kaydırmasına vesile olabilir.

Yorumlar kapalı.