Düzce Özel Nadas Anaokulu ve İlkokulu Eğitim Koordinatörü Güney Çınar konuk olduğu Öncü TV ekranlarındaki “Gündem Özel” programında, “Biz sınava çocuk yetiştirmiyoruz, sınava hazır bireyler yetiştirmek istiyoruz.” diyerek Nadas Anaokulu ve İlkokulu’nun eğitimde özgün bir yaklaşım benimsediğini kaydetti. Düzce’de akademik başarısı en yüksek çocukları yetiştirmek istediklerini belirten Çınar, ayrıca okul öncesinden itibaren büyük önem verdikleri İngilizce dil eğitiminde, Düzce’de benzeri olmayan yöntemleri benimsediklerini ve bu konuda iddialı olduklarını vurguladı.
Düzce’de okul öncesi ile ilkokul eğitimine yenilikçi bir bakış açısı getiren Özel Nadas Anaokulu ve İlkokulu, öğrencilerinin yanı sıra ailelere de düzenlediği eğitim programları ile dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.
Öncü TV Haber Müdürü Canan Üstüner’in hazırlayıp sunduğu “Gündem Özel” programına konuk olan Düzce Özel Nadas Anaokulu ve İlkokulu Eğitim Koordinatörü Güney Çınar, kurumda verilen eğitim sistemi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
“Düzce’de akademik başarısı en yüksek çocukları yetiştirmek istiyoruz”
Özellikle anaokulu öğrencilerinin oyun oynayarak beceri kazandığının altını çizen Çınar, 7,13 “Herhangi bir bireyin; çocuk da olmasına gerek yok, bir işe başlıyorsa, genel motivasyonu bu işte başarılı olmaktır. Bir sınav, bizim önümüzde var olan bir Türkiye gerçeğiyse, biz sınava öğrencileri hazırlamak zorundayız. Nadas’ın ana kaygısı, sınavlarda başarılı çocuklar yetiştirmek, ama aradaki temel fark şu sınav değişir, dönüşür, biz sınava çocuk yetiştirmiyoruz, sınava hazır bireyler yetiştirmek istiyoruz. Bu çocuğun sınavdan sonra da bir hayatı olacak genel olarak yaklaşımlar o sınava hazırlar, ama orasını düşünmez. Düzce’de akademik başarısı en yüksek çocukları yetiştirmek istiyoruz. Bir taraftan da çocuğun oyuna da ihtiyacı var. Bazen oyuna tamamen ihtiyacı var. 7 yaşındaki çocuk, her şeyi oyunla öğreniyor. Ben onu sıraya oturtup ders anlattığımda, hatta bunu 80 dakika blok ders yapan okullar var. Bence insanlık suçu, biz bir çocuğu 10 dakika veya 20 dakika bir sırada oturttuğumuz da, onun kendi yetişme biçimini hangi özelliği olursa olsun uygun değil.” diye konuştu.

“Okul öncesi eğitim devlet eliyle zorunlu hale getirilmeli”
Gözden kaçırmayın
Çocuklar için okul öncesi eğitimin önemine değinen Çınar, 10,27 “En büyük sıkıntı aslında okul öncesiyle ilgili zorunlu olmaması, devlet eliyle bunu zorunla hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü bu insanların anne ve babaların inisiyatifine bırakılabilecek bir şey değil. Eğitim, sadece eğitimcilerinde inisiyatifine bırakılacak bir şey değil. Gelecekte bu ülkeyi yönetecek insanları yetiştiriyor, eğitim kurumları. Okul öncesinin de şöyle bir özelliği var, okul öncesi çocukların 7 yaşına kadar hayatın geri kalanına nazaran daha hızlı, en çok öğrenmeyi gösterdikleri alan ilk 7 yıl. Çocukların bilinçsel olarak hayata dair farkındalıklarının oluştuğu, ama duygusal olarak da tüm hayatta onları idare edecek, mutlu edecek ya da mutsuz edecek, bununla baş etmelerini, ya da baş etmelerini sağlayacak becerileri kazandıkları dönem. En büyük sıkıntılardan birincisi, her çocuğun buna ulaşamaması, ikinci sıkıntı ise oradaki programın o çocukların 20 yıl sonraki hayatını düşünerek programlanması. Aslında, o çocukların o sırada gelişmeleri gereken şeye dokunmaları gerekiyor, akranlarıyla bir arada olmaları gerekiyor, arkadaşlarıyla oyun oynamaları gerekiyor. Çünkü bütün canlılar gibi, sadece insan evlatları değil, bütün canlıların çocukları oyun oynayarak öğrenir.” şeklinde konuştu.
“Yabancı dil eğitimine önem veriyoruz”
Okul öncesinde İngilizce dil eğitimine büyük önem verdiklerinin altını çizen Çınar, konuşmasına şu şekilde devam etti:
12,43 “Okul öncesinden başlayayım; bir kere bizim benimsediğimiz yöntemle Düzce’de dil öğretimi Düzce’de yok diye biliyorum. İzleyenler çocuklarına nasıl ana dillerini öğretiyorlar, sadece yanlarında konuşuyorlar. Türkiye’de genelde yabancı dil nasıl öğretiliyor, aynı matematik gibi kurallar silsilesi içerisinde, kurallarla önce grameri öğretiliyor, arkasından onun anlaması, arkasından onun konuşması öğretiliyor, ama ana dil öyle öğrenilmiyor. Çocuk 1 yaşına kadar sürekli maruz kalıyor, duyuyor arkasından o sözlere çat pat kendini ifade edecek kadar. Türkçe konuşmaya başlıyor, ama o dilin kurallarını ilkokula başladığında öğreniyor. Bizdeki sistem şöyle; her sınıfın iki tane ana öğretmeni var. Bu ana öğretmenlerden biri Türkçe, diğeri İngilizce konuşuyor ve sadece İngilizce konuşuyor. Çocukların bulunduğu ortamlarda Türkçe konuşması yasak, öğretmenin. Bu öğretmenin İngilizce öğrettiği bir gramer dersi de var program içerisinde, ama o öğretmenin İngilizceyi konuştuğu yerler diğer dersler oluyor. Biz çocuklarla çalışıyoruz ve bu çocuklar bir bakış açısının inisiyatifinde yetişebilecek kadar basit varlıklar değiller. Çocuklar çok kıymetli, çok değerli ve onlara farklı açılardan bakmak gerekiyor ve çocuklar okul ve aile ortamında büyüyor. Doğal olarak da benim bir anne ve bir babayla ortak dil konuşmam, o çocuk için çok faydalı oluyor.”
Düzce eğitimine hizmet: Anne-Baba Okulu’ Projesi
Aile ile iş birliğine önem veren bir kurum olarak ‘Anne-Baba Okulu’ Projesi’ni hayata geçirdiklerini aktaran Çınar, şöyle devam etti:
“Bizim henüz daha okulumuz başlamadan, Anne Baba Okulumuz başladı. Oradaki genel hedef, bu çocuğa nitelikli etki etmek. Süreçte şöyle devam edecek; her ay bir tane Anne ve Baba Okulu olacak. Geçen benim liderliğimde yapıldı, daha sonra alan uzmanları gelecek. Anne ve babalar bize kayıt olmak zorunda değil, bu nitelikli eğitimden çocuklarına destek olmak, ya da faydalanmaları için, bu öğretimleri nadasın velisi olmasa da çocuğu ikinci, üçüncü sınıf olsa da, katılmaları bizim için çok önemli. Diğer okul öğretmenleri ve diğer okul çalışanları da buna katılabilir.”
HABER: Savaş ARI
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




