Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç’i ölümünün 22. yıl dönümünde andı.
Erdoğan, “Asaletiyle, karakteriyle, örnek duruşuyla gönüllerde taht kuran; milletinin hakkını, hukukunu büyük bir cesaretle savunan; dost ve kardeş Bosna-Hersek’in ilk cumhurbaşkanı, bilge lider Aliya İzetbegoviç’i ebediyete irtihalinin 22’nci yılında rahmetle, hasretle yâd ediyorum” mesajını paylaştı.
Fikirleri ve Mücadelesi Yaşamaya Devam Ediyor
Bosna-Hersek’in bağımsızlığını kazandıktan sonra ülkenin ilk Cumhurbaşkanı olarak görev yapmış olan Aliya İzetbegoviç, vefatının 22. yılı itibarıyla düşünceleri, ahlaki duruşu ve mücadelesiyle anılmaya devam ediyor.
Eski Yugoslavya döneminde Boşnak halkının dini ve ulusal bilincini korumak amacıyla önemli çabalar gösteren İzetbegoviç, bu mücadelesi nedeniyle iki kez hapis cezasına çarptırıldı ve 19 Ekim 2003 tarihinde hayata gözlerini yumdu.
Genç Yaşlardan İtibaren Eşit Haklar için Mücadele
İzetbegoviç, genç yaşlardan itibaren Boşnakların ülkedeki diğer gruplarla eşit haklara sahip olabilmesi için çaba sarf etti ve 1990’lı yıllarda Sırp ve Hırvat güçlerin Bosna-Hersek’i bölme ve işgal girişimlerine karşı bağımsızlık savaşına öncülük etti.
1925 yılında Bosanski Samac’ta Mustafa ve Hiba çiftinin beş çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Aliya İzetbegoviç, ailesiyle birlikte üç yaşında Saraybosna’ya taşındı. Burada eğitimini tamamladıktan sonra, gençlik yıllarından itibaren Müslümanlara karşı yapılan ayrımcılıklara karşı durdu.
İkinci Dünya Savaşı Dönemi
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Hırvatistan’daki faşist Ustaşa rejimi, Bosna-Hersek’i ilhak edip “Bağımsız Hırvatistan Devleti”ni (NDH) kurmayı hedefledi ve Müslüman Boşnakların zorla “Hırvat” kimliğine katılmaları için baskı yapıldı. Bu süreçte kimliğini korumaya çalışan Boşnaklar, büyük zulme maruz kaldı. Aynı dönemde, “ırkçı” Sırplar tarafından kurulan Çetnik hareketi de Müslümanları hedef alarak “Sırp olmayan tüm halkları bu topraklardan temizlemek” amacıyla katliamlar gerçekleştirdi.
Genç Müslümanlar Hareketi ve Mücadelesi
Yugoslavya Krallığı döneminde Boşnak toplumunu dini ve milli konularda bilinçlendirmek amacıyla oluşturulan “Genç Müslümanlar” topluluğunun aktif bir üyesi olarak, İzetbegoviç, Müslümanların eşit haklara sahip olmasını sağlamak ve Çetnikler ile Ustaşalar tarafından yıkılan evlerin ve camilerin yeniden inşası için mücadele etti.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti’nde Müslümanların sorunlarını dile getirmesiyle 1946 yılında “Genç Müslümanlar” üyeleri ile birlikte tutuklandı. 21 yaşındaki İzetbegoviç, bu dava nedeniyle 3 yıl hapis cezası aldı.
Sonrasında ziraat ve hukuk fakültesinde eğitim gördü ve mezun oldu. 1949 yılında Halida ile evlendi ve bu evlilikten Leyla, Sabina ve Bakir adında üç çocuğu oldu.
Tito Döneminde İnsan Hakları Mücadelesi
Josip Broz Tito döneminde insan hakları mücadelesine devam eden İzetbegoviç, “Preporod”, “Takvim” ve “Glasnik” gibi yayınlarda, çocuklarının baş harflerinden oluşan “LSB” takma adıyla yazılar yazdı.
1960’larda kaleme aldığı “İslam Deklarasyonu” adlı eseri, 1970 yılında yayımlandı ve geniş bir yankı buldu.
Hapis Cezası ile Sonuçlanan Fikirleri
“İslam Deklarasyonu”ndaki düşünceleri nedeniyle 14 yıl hapse mahkum edildi. Tito’nun 1980’deki vefatından sonra tarihsel milliyetçi söylemler yeniden yükselişe geçti. 1983 yılında, “Doğu ve Batı Arasında İslam” kitabı yayımlanmadan hemen önce Aliya İzetbegoviç ve 12 Müslüman aydın, “Saraybosna Süreci” olarak bilinen davada tutuklandı.
Mahkeme, İzetbegoviç’i “ifade suçu” ve “örgüt kurarak düşmanca faaliyet yürütmek” suçlamalarıyla 14 yıl hapis cezasına mahkum etti. Bu karar, onun “İslam Deklarasyonu”ndaki görüşlerine dayandırıldı.
Cezaevinde bulunduğu süre zarfında “Özgürlüğe Kaçışım – Zindandan Notlar (1983-1988)” isimli kitabını yazdı. 1988’de çıkarılan af ile serbest kaldı.
Demokratik Eylem Partisi’nin Kuruluşu
İzetbegoviç, 1990’da kurulan ve günümüzde Bosna-Hersek’teki en büyük Boşnak partisi olan Demokratik Eylem Partisi’nin (SDA) ilk genel başkanı seçildi ve eski Yugoslavya’nın 6 sosyalist cumhuriyetinden biri olan Bosna-Hersek’in de başkanlığını üstlendi.
Bağımsızlık Savaşının Öncüsü
Aliya İzetbegoviç’in hayatında önemli bir dönüm noktası, Bosna-Hersek’teki kanlı savaş oldu. 1990’ların başında Yugoslavya’nın parçalanmasıyla, Yugoslav Halk Ordusu (JNA), 1991’de Slovenya’da çatışmaları kışkırttı ve kısa süre sonra Hırvatistan’da da çatışmalara neden oldu. Bu çatışmalar, 1991’de Bosna-Hersek’in Ravno ve Popovo köylerine de ulaştı.
Bosna-Hersek’in bağımsızlığı, Yugoslavya’nın dağılma süreciyle gündeme geldi. Sırp siyasetçi Radovan Karadzic, bağımsızlık fikrine karşı çıkarak savaş çıkması durumunda ülkedeki Müslümanların yok olacağını öne sürdü. 29 Şubat – 1 Mart 1992 tarihlerinde gerçekleştirilen tarihi “bağımsızlık” referandumuna Bosnalı Sırpların büyük çoğunluğu katılmadı; oylananların yüzde 99,7’si bağımsızlık için “Evet” dedi.
Referandumun ardından JNA ve silahlandırdığı paramiliter Sırplar, Bosna-Hersek’in çeşitli yerlerinde katliamlara başladı. İzetbegoviç, tüm Bosnalıları bu saldırılara karşı direnmeye çağırdı ve bağımsızlık yanlıları onun liderliğinde zorlu bir savaşla karşı karşıya kaldı.
Sırp paramiliter grupları, “Müslümanları yok etmekle” tehdit ederken, sivillere, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere büyük katliamlar gerçekleştirildi. Bu saldırılar sonucunda binlerce insan evlerinden sürüldü, kadınlara tecavüz edildi, İslam’a ve Müslümanlara dair her şey yok edilmeye çalışıldı ve toplama kamplarında sivil halka acımasız işkenceler uygulandı.
Savaşın Bitişi ve Dayton Antlaşması
1995 yılında Bosna-Hersek’te imzalanan Dayton Barış Antlaşması ile savaş sona erdi. Yaklaşık 200 bin kişi hayatını kaybederken, 1 milyondan fazla insan evini terk etmek zorunda kaldı.
Bu antlaşmaya göre, Bosna-Hersek, iki entite (Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti) ile Brcko Özerk Bölgesi’nden oluştu ve Bosna-Hersek Federasyonu da kendi içinde 10 kantona ayrıldı.
İzetbegoviç, antlaşmayı değerlendirirken “Bu adil bir barış değil, fakat savaşın devam etmesinden daha iyidir” diye ifade etti.
İlk Cumhurbaşkanı ve Sonrası
Aliya İzetbegoviç, savaşın bitiminden sonra bağımsız olan Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı olarak görev yapmış, daha sonra yeni siyasi yapı içerisinde Devlet Başkanlığı Konseyi’nin de başkanlığını üstlenmiştir.
Entelektüel Mirası ve Filistin Duyarlılığı
2000 yılında sağlık sorunları sebebiyle görevinden kendi isteğiyle ayrılan İzetbegoviç, 2001’de partisinin kongresinde yeniden aday olmayacağını duyurdu.
Hayatını Bosna-Hersek’in özgürlüğüne ve bağımsızlığına adamış İzetbegoviç, ülkesine uluslararası alanda tanınan bir egemen devlet bırakmıştır. Vefatından önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen İzetbegoviç, 19 Ekim 2003’te yaşamını yitirdi.
Cenazesi, farklı ülkelerden 150 binden fazla kişi tarafından katılım gösterilerek gerçekleştirildi. Vasiyeti gereği, “şehitlerin arasında mütevazı bir mezara defnedilmek istediğini” belirtmiş, bu doğrultuda Saraybosna’daki Kovaçi Şehitliği’ne gömüldü.
Fikir adamı kimliğiyle de tanınan Aliya İzetbegoviç, “Doğu ve Batı Arasında İslam”, “İslam Deklarasyonu”, “Özgürlüğe Kaçışım”, “Tarihe Tanıklığım” ve “Köle Olmayacağız” gibi eserleriyle kalıcı bir entelektüel miras bıraktı.
Filistin meselesine özel bir hassasiyet gösteren İzetbegoviç, 13 Kasım 1995’te ABD’nin Dayton kentinden dönemin Filistin Devlet Başkanı Yasir Arafat’a gönderdiği mektupta şu ifadeleri kullanmıştı: “Yıllardır süren mücadelenizde halkınız azim gösterdi ve siyasi liderliğiniz, ulusal hedefler konusunda net bir vizyona sahip. Filistin’in en iyi evlatlarının bu erdemleri, Allah’ın yardımıyla meyve verecektir.”
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
