Yunanistan’ın Ege Denizi’ni de kapsayan yeni “Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekânsal Çerçevesi”ni 19 Ağustos’ta yürürlüğe koyması, Türkiye ile Yunanistan arasında deniz alanlarının kullanımına ilişkin tartışmayı yeniden gündeme getirdi. Atina’nın enerji yatırımlarının nerelere yapılabileceğini belirleyen düzenlemesi, Türkiye’nin 16 Ağustos’ta Gökçeada çevresi ile Fethiye-Kaş açıklarında ilk kez deniz milli parkları ilan etmesinin hemen ardından geldi. Böylece iki ülkenin çevre, enerji ve deniz planlaması başlıklarında aldığı kararlar, Ege ve Doğu Akdeniz’deki daha geniş deniz yetki alanı anlaşmazlıklarıyla birlikte ele alınmaya başladı. Öte yandan Türkiye’de Milli Parklar Kanunu kapsamında ilk kez deniz alanları milli park statüsüne alınmış oldu.

EGE’Yİ DE KAPSIYOR
Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanlığı’nın 19 Ağustos’ta yayımladığı bilgilendirmeye göre yeni Özel Mekansal Çerçeve, yenilenebilir enerji projelerinin yer seçimine ilişkin daha ayrıntılı kurallar getiriyor. Düzenlemenin amacı, rüzgar ve diğer yenilenebilir enerji yatırımlarının hangi koşullarda ve hangi bölgelerde geliştirilebileceğini belirlerken çevresel koruma ve arazi kullanımını birlikte değerlendirmek. Yunanistan hükümeti çerçeveyi, yenilenebilir enerji yatırımlarının daha öngörülebilir bir planlama sistemi içinde geliştirilmesi için hazırlanan ulusal bir düzenleme olarak tanımlıyor. Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanlığı’nın yayımladığı soru-cevap metninde de yeni sistemin “çevresel koruma ve yerel toplulukların korunmasına ilişkin daha sıkı kurallar getirdiği” belirtiliyor.
SONUÇ DOĞURMAZ
Ancak düzenlemenin Ege Denizi’ni de kapsaması Ankara’nın dikkatini çekiyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, 19 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Yunanistan tarafından ilan edilen çerçevenin Türkiye açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını söyledi. Keçeli, açıklamasında düzenlemenin yalnızca bir enerji planlaması olarak değerlendirilemeyeceğini, iki ülke arasındaki birbirleriyle bağlantılı Ege sorunları bağlamında ele alınması gerektiğini belirtti. Ankara’nın yaklaşımına göre Yunanistan’ın tek taraflı iç hukuk düzenlemeleri, Türkiye’nin Ege’deki mevcut hukuki pozisyonunu değiştirmiyor.
GÖKÇEADA VE MEİS AYRINTISI
Yeni düzenlemelerin Ege’deki tartışmalı alanlarla bağlantısını güçlendiren iki nokta ise Gökçeada ve Meis çevresinde ortaya çıkıyor. Kuzey Ege Deniz Milli Parkı, Gökçeada’nın çevresindeki deniz alanlarını kapsıyor. Buradaki düzenleme, Gökçeada’nın kara parçasını değil, adanın çevresindeki belirlenen deniz alanlarını koruma statüsüne alıyor. Yerel harita çalışmaları da park sınırının adanın kıyılarını çevreleyen deniz alanından geçtiğini gösteriyor. Daha güneyde ise Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı’nın sınırları Meis Adası’nın kuzeyindeki deniz alanına kadar uzanıyor. Bu bölge, Türkiye’nin Antalya kıyılarına yalnızca birkaç kilometre mesafedeki Meis nedeniyle uzun süredir Ankara ile Atina arasındaki deniz yetki alanı tartışmalarının en hassas başlıklarından biri.

YUNANİSTAN’IN 2025 KARARLARI
Karşılıklı adımların arka planında 2025’te başlayan deniz parkları tartışması bulunuyor. Yunanistan, Temmuz 2025’te Ege ve İyon denizlerinde iki büyük deniz parkının sınırlarını açıklamıştı. Atina, toplam 27.500 kilometrekarelik alanı kapsaması planlanan parkları deniz canlılarının korunması ve Yunanistan’ın 2030’a kadar denizlerinin yüzde 30’unu koruma altına alma hedefiyle ilişkilendirmişti. Ege’deki park yaklaşık 9.500 kilometrekareydi ve Yunanistan tarafından kendi karasuları içinde gösterilmişti. Türkiye ise o dönemde çevre koruma hedeflerine itiraz etmediğini, ancak kapalı veya yarı kapalı denizlerde bu tür girişimlerin ilgili kıyıdaş ülkeler arasında işbirliğiyle yürütülmesi gerektiğini savundu.
Kaynak: Web Özel

Yorumlar kapalı.