1. Haberler
  2. GÜNCEL
  3. Faiz İndirimleri Ekonomiyi Krize Sürükledi Enflasyon Oranı Yüzde 38,2’ye Ulaştı

Faiz İndirimleri Ekonomiyi Krize Sürükledi Enflasyon Oranı Yüzde 38,2’ye Ulaştı

2021 Eylül'ünde enflasyon kriziyle başlayan süreçte, Merkez Bankası faiz düşürme kararı aldı; 2023 Haziranda enflasyon yüzde 38,2'ye ulaştı.

featured
0
Paylaş

2021 Eylül ayında ülkeyi mevcut enflasyon krizine sürükleyen adım atıldı. Eylül başında enflasyon oranı yüzde 19, Merkez Bankası’nın politika faizi de yüzde 19 seviyesindeydi. Tüm işaretler, enflasyonun yavaş yavaş artış gösterdiğini gösteriyordu. Bu durumda, Merkez Bankası’nın politika faizini birkaç puan artırarak, enflasyondaki yükselişi engellemesi gerekiyordu.

Ancak, tam o dönemde geçmişten gelen “faiz haramdır, faiz neden, enflasyon sonuçtur” yaklaşımları doğrultusunda bir faiz politikası uygulanmaya başlandı ve politika faizi düşürülmeye karar verildi.

Bunun üzerine benim de içinde bulunduğum ekonomi uzmanları ve diğer aklı başında meslektaşlar, “Bu yaklaşım yanlıştır, enflasyonu artıracak ve ekonomiyi krize sokacaksınız” şeklinde tepki gösterdik. “Nas var size ne oluyor? Haram olan faizi savunmayın” denildi bize.

Faiz indirimleri devam etti, enflasyon yükselmeye başladı ve kısa bir süre sonra döviz kurları da artış gösterdi. Yönetim paniğe kapılarak, döviz kurunun yükselmesini durdurmak için bir kur garantisi sistemi getiren, kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasını devreye aldı. Böylelikle, insanların Türk Lirasından kaçıp dövize yönelmesini engellemeye çalıştılar. Ancak bu, geçici bir önlem olmaktan öteye gidemedi. İnsanlar dövizlerini bozdurup KKM’ye geçseler de, vade dolduğunda tekrar dövize yönelme planlarından vazgeçmediler. Bu yolla döviz kurunu tutmayı başarsalar da, enflasyonu durdurmak elde olmadı. Ardından, KKM’nin kamu bütçesine daha fazla yük getirmeye başladığına dair konuşmalar başladı. Çünkü bankaların ödediği faizler düşük kalıyor, aradaki fark ise KKM adı altında Hazine ve Merkez Bankası tarafından karşılanıyordu. Böylece Hazine ve Merkez Bankası (2023’ün yarısından itibaren yalnızca Merkez Bankası), bankaların faiz giderlerinin önemli bir kısmını üstlenmiş oluyordu.

2023 yılı Haziran ayına ulaştığımızda, ekonomi ciddi bir çıkmazdaydı. Merkez Bankası’nın politika faizi yüzde 8,5, enflasyon ise yüzde 38,2 seviyelerindeydi ve KKM hesapları ekonomiye önemli mali yükler yüklemekteydi. Bu durumda, bu kargaşadan çıkabilmek için faizlerin artırılmasına karar verildi. İki yıl önce “haramdır” denilen faiz, artık bir kurtarıcı olarak görülmeye başlanmıştı. Gerçekten de bir “denize düşen yılana sarılır” durumu yaşanmaktaydı.

Toplumun bazı kesimleri bu aşırılık ve yetersizlik arasında gidip gelirken, bazı ekonomi uzmanları faizin bir seferde enflasyon seviyesine çıkarılması gerektiğini, benim gibi bazıları ise faizin, düşürülmesi gibi yavaş yavaş artırılması gerektiğini savundular. Faizin böyle bir şekilde artırılması gerektiğini düşünmemin sebebi, yüzde 8,5 olan faizin bir veya iki adımda enflasyon seviyesine çıkartılmasının iflaslara yol açabileceğini düşünmemdi. Merkez Bankası, benim öngörümlerimle uyumlu olarak politika faizini yavaş yavaş artırma yoluna gitti ve zamanla yüzde 50 seviyesine ulaştı. Bu durum, benim düşüncelerimle Merkez Bankası’nın yaklaşımlarının kesişmesi nadir karşılaştığım bir durum olduğundan beni şaşırttı.

Ben, ekonomi uzmanlarının ve konuyla ilgili diğer meslek mensuplarının çoğunun aksine, sağlam bir temele sahip olmayan, riskli ekonomilerde faizin tek başına ekonomiyi batırabileceğini ancak tek başına kurtaramayacağını, bu nedenle faiz artırımı ile birlikte hukukun üstünlüğünden başlayarak yapısal reformların başlatılması gerektiğini sürekli vurguladım. Bu durumu anlatmak için her zaman acil servisteki kanamalı bir hastaya yapılacak tedaviyi örnek verdim. Böyle bir durumda, hastanın kan kaybından ölmesini önlemek için ilk ayak, kanamayı durdurmaktır. Bu aşamada hastayı MR çekimine göndermek veya testler yapmak mümkün ve doğru değildir. Öncelikli şey, hastayı hayatta tutmaktır. Kanama durdurulduktan sonra, hastanın ölüm riski kalktığında hemen testlere ve MR analizlerine başlanarak, bu kanamaya neyin sebep olduğunu teşhis etmek ve ona göre tedavi uygulamak gerekir. Faiz ve yapısal reform ilişkisi de tam olarak bu şekilde işlemelidir.

Enflasyonu durdurmak için faiz artırılır, fakat hemen ardından ekonominin bu hale gelmesine neden olan riskler sıralanarak tek tek ortadan kaldırılmaya çalışılır. Çoğunlukla yapısal sorunlardan ve sistemin yanlış kurulmasından kaynaklanan bu riskleri gidermek, yapısal reformları gerektirir. Bu yolla ekonomi için daha uygun, daha önünü açan bir çerçeve oluşturmak mümkün olacaktır. 2023 Haziranından itibaren faiz yavaş yavaş artırıldı, ancak yapısal reformlara girişilmedi. Yani kanama durduruldu fakat asıl neden araştırılmadı. Dolayısıyla, ekonomide geçici iyileşmeler olsa bile kalıcı bir düzelme belirtileri ortaya çıkmadı. Hatta faiz artışının yarattığı carry trade, ekonomiyi o hale getirdi ki döviz mevduatına üç aylık vadede yüzde 10 döviz faizi ödüyoruz.

Bu durumda yapısal reformlara başlanma ihtimali mevcut mı? Sanmam. Zira, o reformları gerektiren ortamı yaratanlar iktidardalar. Başka bir deyişle, problemi yaratanların sorunu çözmeleri pek sık karşılaşılan bir durum değil.

Bunu gözlemlediğim için carry trade kazançlarını bir miktar azaltmak amacıyla faizin yavaş bir şekilde (ikişer puandan fazla olmamak kaydıyla) düşürülmesini savunuyorum. Tahmin edebileceğiniz gibi bana şunu söylüyorlar: “Düne kadar faizin artırılması gerektiğini söylüyordun, şimdi ise düşürülmesinden bahsediyorsun. Bu çelişki değil mi?” Hayır, elbette değil, çünkü ben faiz artışının yanında yapısal reformların devreye sokulmasını öneriyordum. Bu reformlar olmadan faizin ekonomiyi kurtaramayacağını ifade ediyordum, bu konuda birçok yazım ve konuşmam mevcut. Yaşanan durum, yapısal reformlara başvurulmadığı gibi bu konuda bir kelime dahi edilmeyişidir. Özetle, benim iki ayağı olan önerimin ikinci kısmı hiç gündeme gelmedi; başka bir deyişle yapılan eylem eksik kaldı.

Daha ilginci, şimdi ben faizin yavaş bir şekilde düşürülmesi gerektiğini söylediğimde itiraz ediyor ve bana karşı faizi savunuyorlar. Düne kadar haram dedikleri faizi, bugün kurtarıcı olarak görüyorlar.

Dr. Mahfi EĞİLMEZ

Eski Hazine Müsteşarı

Çorum’un Fahri Hemşehrisi

Muhabir: Haber Merkezi


En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

En Son Tv ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.