1. Haberler
  2. GÜNCEL
  3. Erdoğan, Kentsel Dönüşümle 1.75 Milyon Konut Ürettik Dedi

Erdoğan, Kentsel Dönüşümle 1.75 Milyon Konut Ürettik Dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şehircilik Zirvesi'nde Türkiye’nin 1 milyon 750 bin konut üreterek kentsel dönüşümde önemli adımlar attığını açıkladı.

featured
0
Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Altyapı meselelerini büyük ölçüde çözdük. Kentsel dönüşüm ve konut seferberliği ile dayanıklı kentleşme alanında önemli adımlar attık. TOKİ aracılığıyla 1 milyon 750 bin konut inşa ettik,” şeklinde ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde “Medeniyetimizde Şehir ve Mekan” temalı Şehircilik Zirvesi ve “Kentkırım Sergisi” açılışında bir konuşma gerçekleştirdi.

Erdoğan’ın Açıklamalarından Öne Çıkanlar:

İnsan ve mekan arasındaki ilişkilere dair Şehircilik Zirvesi ile Kentkırım Sergimiz vesilesiyle AK Parti genel merkezimizde sizleri misafir etmekten büyük mutluluk duyuyorum.

Dünyanın çeşitli köylerinden zirveye katılan teşkilat üyelerimize ve değerli akademisyenlerimize, öğrencilerimize hoş geldiniz diyorum; bizlere onur verdiniz!

AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı tarafından, Sayın Başkan ve ekibine zirvenin gerçekleşmesine katkı sağlayan tüm arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum.

Şehircilik tarihinde ismi altın harflerle anılan ve “bir yapı yalnızca sağlam olmamalı, aynı zamanda estetik de olmalıdır” diyen büyük usta Mimar Sinan’ın örneğinde bizlere rehberlik eden atalarımızı rahmetle anıyorum. Bugün de aynı gözle şehirlerimizin yeniden inşasında katkı sağlayan bilim insanlarımızı, sanatçılarımızı, mühendislerimizi kutluyorum. Kardeşlerim, Şehircilik Zirvesi’ni, hem politikalarımızı belirleyenler hem de uygulayan kurumlarımız açısından oldukça kıymetli görüyoruz. Zirvede sunulacak bildirilerin şehirlerimize, ülkemize ve milletimize yeni ufuklar açacağına inanıyor; zirvemizin başarılı geçmesini içtenlikle temenni ediyorum.

“Dünya, İnsanların Yaşadığı Bir Mekandır”

Kıymetli kardeşlerim, değerli misafirler; varlığın evi olan dil, onu konuşan ve onunla dünyayı anlamlandıran medeniyetlerin mekan algısını şekillendirir. Türkçede en derin anlamda “yerleşmek” anlamına gelen konmak fiili ve ondan türeyen konak, konuk, konut, konu, komşu gibi kelimeleri; aynı kökten gelen konuşmak fiili bile, milletimizin mekan algısı konusundaki zihniyeti açıkça yansıtmaktadır.

Unutmayın, dünya insanın konakladığı bir yerdir. Bir yere yerleştiğimizde, yalnızca orada bulunan insanlarla değil, diğer canlı ve cansız varlıklarla da komşu olur; komşuluk hukuku kurarız.

Sevgili gençler, şunu belirtmek isterim: Biz bir toplum olarak, insanın gönlünü Beytullah bilen ve evi onunla özdeşleştiren; gönül inşa etmeyi erdem ve fazilet, gönül kırmayı ise zulüm ve felaket olarak gören bir anlayışa sahibiz.

Unutmayın, “Dostu nevi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim” diyerek bizlerin mekan algısını özetleyen Yunus Emre’nin sözleri paha biçilmezdir.

“Milletimiz Tarih Boyunca Şehir Kurma Geleneğine Sahip olmuştur”

İnancımız, medeniyet birikimimiz ve bunu aktardığımız dilimiz; olgular meydana getirmek, imar ve inşa etmek etrafında şekillenmektedir. İşte bu nedenle milletimiz tarih boyunca şehirleri yıkan bir topluluk olmamış; tersine, şehirler inşa eden, fethettiği yerleri daha da mamur hale getiren bir millet olmuştur.

Özellikle dikkatlerinizi çekmek isterim: Avrupa şehirlerinin çoğu hala inşa edilmemişken, Hacı Bayram-ı Veli gençlerimize “Çalab’ın bir şâr yaratmış” diyerek bir şiir manifestosu sunmuş; Fatih Sultan Mehmet ise “Hüner bir şehr bünyâd eylemektir, reaya kalbin âbâd eylemektir” diyerek şehir inşasını kalp inşasıyla eşdeğer görmüştür.

Tüm bunlara baktığımızda, gençler: Şehir, bizim kültürümüzde yalnızca yaşanılan bir mekan değil; kişi kimligi kazandıran bir öznedir. İnsan, şehre bir kimlik verdiği kadar, şehir de insana bir kimlik kazandırır.

Tarihin akışı içinde ilim, sanat ve edebiyat figürlerinin şehirleri ile anılması, hemşehrilikten ziyade, şehirin insan kimliğine kattığı değeri vurgular. Bir diğer önemli gerçek ise geleneksel mimarimizde insanın kalbi, şehrin kalbi ile ve şehir kalbi, insan kalbiyle birlikte atar ifadesidir. Kentimiz, kendimizdir; kentimizin algılayışı, kendimizi nasıl gördüğümüzün yansımasıdır.

“Türkiye, Dünyada Eşine Az Rastlanan Şehircilik Deneyimine Sahip”

Türk-İslam şehir mimarisi insanın hakkını gözetirken; şehirde yaşadığımız küçük canlıların, kuşların, ağaçların, gökyüzünün ve gün ışığının da hakkını gözetmiş, bunun gerekliliğine her daim uyulmuştur.

Değerli konuklar, kıymetli kardeşlerim; Türkiye, özellikle de Anadolu, dünyada görünümlerine benzer olmayan bir şehircilik deneyimine sahiptir. Bin yıldır yaşadığımız ve ebediyete kadar vatanımız olacak bu topraklar, şehircilik ve mimari tarihi açısından bir laboratuvar işlevi görmektedir.

Millet olarak, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde bu mirası yaşatırken, yeni terkipler yaratmış ve kendi şehir anlayışımızı belgeleyen yeni şehirler kurarak coğrafyayı vatan haline getirmişizdir.

Atalarımız, fethettikleri şehirleri öncelikle şehir mimarisi açısından ele alarak, onları imar etmiş ve mamur kılmışlardır. Batı’ya doğru ilerleyişimiz, şairin de dediği gibi, “ardında çil çil kubbeler serperek” yalnızca bir fetih hareketi olmadı; aynı zamanda bir imar ve inşa hareketiyle gerçekleşmiştir.

Haçlı işgalinde taş üstünde taş kalmayan İstanbul’un yaraları, fetih sonrası hızla sarılmış ve dünya mimari mirasına Yahya Kemal’in “Türk İstanbul” diyerek tanımladığı yeni bir İstanbul kazandırılmıştır.

Unutmayın, ecdadımız, medeniyet havzası özelliği taşıyan, geçmişte hanlık merkezi olan şehirlerde şehzadeler yetiştirmiştir. Ülke yönetme stajının bir şehir yönetmekten, ülke mamur etme stajının ise bir şehrin mamur edilmesinden geçtiğini uygulamalı olarak göstermiştir.

Nasıl ki Asya içinde kurduğumuz şehirler aniden ortaya çıkmadıysa, dünya mimarlık tarihinde bıraktığımız izlerle Mimar Sinan da birdenbire ortaya çıkmamıştır. Onun bir başarısı, kökleri tarihimiz kadar derin olan kolektif bir bilinç ve zihniyetin ürünüdür.

Gökyüzünü otağlarının çatısı olarak görüyor, kubbe mimarisini insanlara sunarak; ev yaparken “Sırtını dağa, yüzünü bağa ver” atasözüyle sağlam yapılara ve tarımsal alanların korunmasına vurgu yapan milletimizin şehirleşmedeki zorluklarını yeniden değerlendirmenin zamanı gelmiştir; mimarimizi ulusal üslup ile yeniden buluşturmalıyız.

Fakat doğruyu söylemek gerekir ki, dünya kültür tarihinde şiir, müzik ve mutfakla birlikte ilk sıralarda yer alan sanat alanlarının biri de mimari ve şehirciliktir. Maalesef bu mirastan bugüne dek yeterince yararlanamamış bulunuyoruz.

“Görev Süremiz Boyunca Tüm Türkiye’ye Örnek Gösterecek Bir Konum Kazandırdık”

Değerli konuklar, kıymetli dostlarım; işte bu zengin mirasın rehberliğinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden itibaren şehirlerimizi yalnızca inşa etmekle kalmayıp, ihya etmek için de büyük bir gayret sarf ettik.

Çöp dağlarının cephanelik gibi patladığı bir şehri, görev süremiz boyunca Türkiye’ye örnek gösterilen bir konuma yükselttik. Dört buçuk yıl gibi kısa bir süre içinde musluklardan temiz su akmaya başladı. Toz ve kokudan yanına yaklaşılmayan, İstanbul Boğazı’nın incisi Haliç ise temizlendi.

İstanbul yeni bir nefes aldı. İnsan odaklı, hizmet ve eser odaklı yerel yönetim vizyonuyla İstanbul’da başlattığımız bu ışık, son 23 yılda tüm Türkiye’ye yayıldı.

“TOKİ İle 1 Milyon 750 Bin Konut Ürettik”

Önemle belirtilmesi gereken bir nokta var: İster İstanbul’da emaneti devraldığımızda, ister 2002 Kasım’ında tüm Türkiye için harekete geçtiğimizde, karşımızda on yıllık birikmiş sorunlar mevcuttu. Bunların başında ise 1950’lerden itibaren artış gösteren düzensiz göç, plansız kentleşme, gecekondulaşma ve hazine arazilerinin gaspı gibi kronik sorunlar bulunmaktaydı.

Bunları göz ardı etmek yerine, yürekten mücadele ettik. Altyapı sorunlarını önemli ölçüde aştık. Kentsel dönüştürme ve konut seferberliğiyle dirençli kentleşme hususunda tarihi adımlar attık. Tüm engellere rağmen 2 milyonun üzerinde bağımsız birimi dönüştürmeyi başardık. TOKİ aracılığıyla 1 milyon 750 bin konut ürettik.

TOKİ projeleri sayesinde vatandaşlarımız sadece ev sahibi olmakla kalmadı, aynı zamanda iş sahibi de oldu; bu projelerde istihdam edildi. Eser ve hizmet odaklı politikamızla vatandaşlarımızın yaşam standartlarını yükselttik.

Bunu özellikle şu nedenle ifade ediyorum: Biz bu adımları atarken, kentsel tasarım, kentsel estetik veya kentsel dönüşüm terimleri kimsenin aklında yoktu. O yıllarda, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin şehirleri en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumdaydı. Yolların çukurlarla dolu ve temiz suyun evlere ulaşmadığı, şehirlerin kaderine terk edildiği günlerden bahsediyorum.

Bugün, şehirlerimizi geleceğe hazırlayan onlarca reform sayesinde çok farklı bir konumdayız. Yeni nesil şehircilik anlayışının gerektirdiği altyapı yatırımlarının büyük çoğunluğunu tamamlayarak ulaşmış olduğumuz noktadayız.

Bölünmüş yollarla birbirine bağlanan şehirlerimiz; dağları delen tünellerin yanı sıra, kıtaları birleştiren köprülerimizle, dünya standartlarında havalimanlarımızla, yüksek kalitedeki spor tesislerimizle, dünya örneği şehir hastanelerimizle, 81 ilimize kazandıracağımız millet bahçelerimiz ve daha birçok eserimizle, 23 yıl öncesine göre karşılaştırılamayacak bir yere gelmiş durumdayız.

Şehircilik vizyonumuzu sürekli ileri taşıyor, köklerimizden beslenerek özgün ve yenilikçi projeler geliştiriyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Projemiz ile 81 şehrimizde tasarruf kültürünü yaygınlaştırıyoruz.

Geçtiğimiz aylarda yürürlüğe giren İklim Kanunu ile doğa ve çevre dostu yeni bir ekonomik modelin altyapısını oluşturuyoruz.

Bir taraftan 6 Şubat depremlerinde hasar gören şehirlerimizi yeniden inşa ederken, diğer taraftan vatandaşlarımızın acil ihtiyaçlarına karşılık verecek projeleri hayata geçiriyoruz. 81 ilimizde inşa edeceğimiz 500 bin sosyal konut projemizin başvuruları dün itibarıyla başlamıştır. Vatandaşlarımız, projeye büyük ilgi gösteriyor. Milletimizin ev sahibi olma hayalini gerçeğe dönüştürüyoruz.

“Sağlıklı Şehirleşme Vizyonu Emek, Güçlü İrade Gerektirir”

Bir ilk olarak İstanbul’da hayata geçireceğimiz kiralık konut uygulamamız ile enflasyonu etkileyen kira fiyatlarını dengelemeyi hedefliyoruz.

Değerli misafirler, kıymetli yol arkadaşlarım; hayatın akışı içerisinde kendimizi ve şehircilik anlayışımızı dönüştürüyor, yeniliyor ve güncelleştiriyoruz. Tıpkı dünyada olduğu gibi ülkemizde de kentleşme, göç ve meydan hareketliliği durmaksızın devam ediyor.

Önümüzdeki dönemde şehirlerimizin daha da kalabalıklaşacağı öngörülmektedir. Bu nedenle, muhataplar olarak ne yapmamız gerekiyorsa, bu talebin ışığında planlayıp uygulamak zorundayız.

Ülkemizin iki boyutlu imar anlayışını geride bırakıp, Türkiye Yüzyılı’nın şehirlerine hayat verecek üç boyutlu şehir tasarım yaklaşımına geçmeye hazır olduğu görülüyor. Şehircilik Zirvesi boyunca, bu konu da dahil olmak üzere diğer başlıkların detaylı biçimde tartışılmasında fayda olduğu düşüncesindeyim.

Hepinizin bildiği bir gerçek var: Bir şehrin sınırlarını genişletmek, parsel sayısını artırmak ve yapı izinleri vermek kolaydır. Ancak sağlıklı şehirleşme vizyonu emek ve güçlü bir irade gerektirir


En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Tepki Ver | Tepki verilmemiş
0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

En Son Tv ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.