Orta Doğu‘daki gerilim büyürken, savaşın küresel arenaya yayılma riski de bulunuyor. İran lideri Mojtaba Khamenei’nin danışmanı Yahya Rahim Safevi’nin geçtiğimiz gün yaptığı açıklama, bölgedeki savaşın geleceğine ilişkin bugüne kadarki en geniş coğrafi tehditlerden biri olarak dikkat çekti. Safevi, çatışmanın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e yayıldığını belirtirken, ABD ya da İsrail’den yeni saldırılar gelmesi halinde cephenin Hint Okyanusu’na, hatta daha ötesine taşınabileceğini söyledi.
HÜRMÜZ TEK CEPHE DEĞİL
İran’ın yıllardır elindeki en önemli jeopolitik koz ise Hürmüz Boğazı. Nitekim, Basra Körfezi’nden çıkan petrol ve LNG tankerlerinin önemli bölümü bu dar geçitten dünya pazarlarına ulaşıyor. Ancak son aylarda savaşın ağırlık merkezi batıya, Yemen ve Kızıldeniz hattına da kaymış durumda. İran’la yakın ilişkileri bulunan Husilerin Yemen’in batı sahilinde ilerleyerek Babülmendep’e yaklaşması, ikinci kritik boğazı da savaşın merkezine taşıdı. Stratejistler ise ısrarla Husilerin Mocha ve Haniş Adaları çevresindeki ilerleyişinin Babülmendep üzerindeki baskıyı ciddi şekilde artırdığına dikkat çekiyor.

ABD DONANMASINA GÖNDERME!
Analistlere göre İran’ın neden özellikle “Hint Okyanusu” ifadesini kullandığını anlamak için Amerikan donanmasının bölgedeki konuşlanmasına bakılması gerekiyor. ABD’nin İran operasyonlarını destekleyen USS George Washington uçak gemisi Arap Denizi’nde faaliyet gösterirken aynı bölgede amfibi unsurlar ve çok sayıda destroyer bulunuyor.
HUSİLER DENKLEMİN AYAĞI
İran açısından Yemen’deki Husiler de kritik önemde. Tahran, grup üzerinde doğrudan operasyonel kontrol sahibi olduğunu reddederken ABD, Suudi Arabistan ve Batılı ülkeler İran’ın Husilere destek verdiğini savunuyor. Analizlerde Husi etkinliğinin Babülmendep çevresinde artması halinde İran’ın Hürmüz üzerindeki baskısıyla Yemen kaynaklı Kızıldeniz baskısının aynı anda devreye gireceği de gündeme getiriliyor.
SUUDİ ARABİSTAN MERKEZDE
Yeni denklemin en kırılgan ülkelerinden biri ise Suudi Arabistan olarak gösteriliyor. Riyad bir taraftan Basra Körfezi’ndeki İran tehdidini hesaba katarken diğer taraftan Yemen sınırındaki Husi saldırılarıyla karşı karşıya bulunuyor. Yemen cephesinin büyümesi, Riyad’ın yeniden geniş çaplı bir askeri çatışmanın içine çekilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Haritada savaşın kilit ülkelerinden bir diğeri ise Umman. Hürmüz Boğazı’nın İran’ın karşısındaki kıyısını kontrol eden ülke aynı zamanda doğrudan Arap Denizi’ne açılıyor. Umman, aynı zamanda uzun yıllardır İran ile ABD arasındaki en önemli arabuluculuk kanallarından biri konumunda. Çatışmanın Arap Denizi’ne doğru genişlemesi Maskat’ın hassas denge politikasını da zorlayacağı analizlerden yansıyor.
FÜCEYRE HATTI KRİTİK
Birleşik Arap Emirlikleri ise Hürmüz riskine karşı yıllardır alternatif enerji güzergahları geliştiriyor. Özellikle Füceyre Limanı, Hürmüz Boğazı dışında bulunması nedeniyle stratejik değer taşıyor. Ancak savaşın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’na taşınması halinde Hürmüz’ü bypass eden hatların güvenliğinin tartışmalı hale geleceği belirtiliyor. İran’ın Hint Okyanusu mesajı bu açıdan yalnız askeri değil, Körfez ülkelerinin enerji güvenliğine yönelik de önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
Uzman isim yorumladı!
“PAKİSTAN KİLİT ÜLKE”
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise son gelişmeleri değerlendirirken, tablonun artık yalnızca İran ile İsrail arasındaki bir çatışma olarak okunamayacağını belirterek şunları söylüyor: “İran’ın Hint Okyanusu mesajı aslında savaşın coğrafyasının ne kadar genişleyebileceğini gösteriyor. Hindistan burada doğrudan hedef değil ancak enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından en fazla etkilenecek ülkelerden biri. Pakistan ise hem İran’a komşu olması hem Suudi Arabistan’la yakın ilişkileri nedeniyle çok hassas bir noktada.”
“AVRUPA BİLE MÜDAHİL OLUR”
“Eğer çatışma Arap Denizi’ne taşınırsa yalnız bölge ülkeleri değil, Avrupa da denklemin içine girer. Çünkü Kızıldeniz, Babülmendep, Hürmüz ve Hint Okyanusu birbirinden ayrı alanlar değil; dünya enerji ve ticaret sisteminin birbirine bağlı damarları. İran’ın vermek istediği esas mesaj, yeni bir saldırının karşılığının yalnız füze ve İHA ile sınırlı kalmayacağı şeklide. Tankerlerin rotasının değişmesi, sigorta ve navlun fiyatlarının yükselmesi, limanların riskli hale gelmesi bile küresel ekonomiyi sarsabilir. Bu durumda savaşın cephesi ülkelerin sınırlarından çıkar, dünya ticaret yollarına taşınır.”
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
