Ben Kenan Güçlü. Sana bu satırları kalbimden dökülen kelimelerle yazıyorum. Hani derler ya, “özleyenin dili susmaz” diye… İşte öyle bir özlem var içimde. Ne zaman içim sıkılsa, gözlerimi kapatıp seni düşünüyorum. Çünkü sen bana hep iyi geldin, senin adını anmak bile içimi ferahlatıyor.
Ey Karadeniz… Senin o hırçın dalgalarını izleyip de kendini bulamayan var mıdır bilmiyorum. Ben buluyorum. Senin o gri gökyüzünün altındaki derin maviliğe bakarken, yüreğimin kıyısına vuran duyguları dinliyorum. Denizin, dağın, sisin ve yağmurun her biri bir parçam gibi. Sanki sen beni ben de seni tamamlıyorum.
Sana her gelişimde başka bir yanımı bırakıyorum kıyılarında. Belki bir hayalimi, belki de bir kırgınlığımı. Yaylalarınla içime nefes veriyorsun, ormanlarınla yorgunluğumu alıyorsun. Sanki bana “hoş geldin Kenan” der gibi her taşın, her ağacın… Ve ben de her defasında daha çok bağlanıyorum sana.
Karadeniz, senin insanın da başka. Gönlü zengin, sözü mert, kalbi temiz… Onlarla bir masaya oturup çay içmek bile başka bir dünyaya geçmek gibi. Samimiyetin, doğallığın bana çok şey öğretti. Belki senin yanında büyümedim ama ruhum hep senin yanında büyüdü.
İnan, şehir hayatının en kalabalık anında bile senin sessizliğini arıyorum. Asfaltın altında toprağını, gökdelenlerin arasında yaylanı, koşuşturmanın ortasında horonunu özlüyorum. Çünkü biliyorum; ben kim olduğumu en çok senin yanında hatırlıyorum.
Bu mektup sana bir veda değil. Aksine, içimde büyüyen bir teşekkür. Ben Kenan Güçlü olarak seni hep içimde taşıyacağım. Ve bir gün yine, bir sabah serinliğinde, sisin arasından yürüyerek sana döneceğim.
Sevgiyle,

Yorumlar kapalı.