Ben Kenan Güçlü. Ne zaman hayatın yükü omuzlarıma çöker, şehir beni boğar gibi olur, içim daralır… İşte o an gözümün önüne tek bir yer gelir: yaylalar. Çünkü bilirim, benim ruhum yaylada dinlenir.
Yaylanın sabahı bir başkadır. Gözünü açarsın, bulutlar ayaklarının altındadır. Sessizlik dediğin şey, orada bir melodidir adeta. Ne araba sesi var, ne beton yığını… Sadece doğa konuşur. Kuşlar cıvıldar, rüzgâr fısıldar, ağaçlar usul usul selam verir sana. İşte o an kendimi en çok Kenan gibi hissederim. Gerçek, sakin, huzurlu…
Yaylada yürümek bile terapi gibidir. Ayakkabın toprağa değerken sanki sinirlerin gevşer. Otların arasından çıkan çiğ kokusu bile yüreğine işler. Bir çobanla selamlaşmak, yoldan geçen bir yayla çocuğunun gülüşünü görmek… Hayatın anlamı bazen küçücük ayrıntılarda saklıdır, yaylada bunu daha iyi anlıyorum.
Ben yaylada sadece bedenimi değil, ruhumu da dinlendiriyorum. Orada başka bir Kenan oluyorum. Düşüncelerim sadeleşiyor, kalbim yavaşlıyor, kafamdaki gereksiz her şey siliniyor. Sanki o yeşilliğin içine gömülünce ben de doğanın bir parçası oluyorum. Ne stres kalıyor, ne telaş… Sadece ben ve doğa kalıyoruz baş başa.
Herkesin bir kaçış noktası olmalı hayatta. Kimisi denize koşar, kimisi ormana. Ben Kenan Güçlü olarak yaylaya sığınırım. Çünkü yayla bana sadece huzur değil, nefes de verir. Orada olmak, bir anlamda yeniden doğmak gibidir benim için.
Benim ruhum yaylada dinlenir. Ve ne zaman yorulsam, bilirim ki çıkmam gereken tek yol yukarıdır… Yaylaya, özgürlüğe, kendime doğru…

Yorumlar kapalı.