İklim değişikliği, Türkiye’nin yangın yönetim sistemini etkiliyor. Şiddetli ve yön değiştiren rüzgarlar, artan sıcak hava ile uzun süreli kuraklık koşulları bir araya geldiğinde, yıllardır benimsediğimiz agresif söndürme taktikleri yetersiz kalıyor. Yangın sonrası hızlı restorasyon süreçleri ise yakıt birikimine yol açarak, orman ekosistemine zarar vermekte. Yangın söndürme ekipmanlarına yatırım yapmak ve yanmış alanları süratle restore etmeye yoğunlaşmak, iklim krizine karşı sağlam bir orman ekosistemi oluşturmak için yeterli değildir. Uzmanlar, mega yangınlar döneminin önceliklerinin, yangınlara neden olan bitki örtüsünü yönetmek ve yangın sezonu başlamadan kapsamlı tedbirler almak olduğunu ifade ediyor. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yıl boyunca meydana gelebilecek yangınlarla başa çıkmak, ancak bütüncül bir yangın yönetimi ile mümkün olabilmektedir. Temmuz ayı boyunca Türkiye’nin farklı şehirlerinde ortaya çıkan ve binlerce hektar ormanlık alanı kül eden yangınların uzun süre kontrol edilememesi geniş bir tepki aldı. Bu tepkilerin büyük bir bölümü, yangın söndürme kapasitesinin yetersizliği ve özellikle ekipman ile personel eksikliğine odaklanmıştır.
YAKIT YÜKÜ YÖNETİMİ
Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan ve bütüncül yangın yönetimi üzerine çalışan Doç. Dr. Okan Ürker, geçmişteki hatalı ormancılık politikalarının ve iklim krizinin işbirliği içinde olduğumuz bir dönemde bulunduğumuzu aktarıyor. Son beş yılda yaşanan yangınların, “mevcut yangın yönetimi anlayışının değiştiğini” açıkça gösterdiğini belirten Ürker, bu yeni durumla başa çıkarken eski uygulamaların hem etkisiz hem de tehlikeli olabileceğine dikkat çekiyor. “Bizim tartışmamız gereken esas konu, ne kadar helikopter veya uçağın var olduğu değil,” diyen Ürker, ana odak noktasının yakıt yükü yönetimi olması gerektiğini vurguluyor: “Yangın yönetimi bütçemiz tamamen agresif söndürme ve yangın sonrası aktif restorasyona ayrılıyor. Ancak bunlar, iklim krizi karşısında dayanıklı bir orman ekosistemi oluşturmak için çözüm sağlamıyor. Aksine, krizi derinleştiren, kısır döngüyü artıran ve sonunda ayırdığımız bütçenin israfına yol açan bir yaklaşım.”
DİKKATLİ OLMALIYIZ
Ürker’e göre, yangınlara karşı dayanıklı bir toplum oluşturmanın yolu, dikkatleri yangın sezonu öncesine kaydırmaktan geçiyor: “Toplumun enerjisinin, yangın sezonu öncesinde gerçekleştirilecek yakıt yükü yönetimi ve kontrolüne aktarılması gerekiyor. Her an yangına hazırlıklı bir toplum inşa edebilmek için, yangın sezonunda boşa gidecek enerjiyi, sezon öncesine yönlendirmeliyiz.”
MEGA YANGIN DÖNEMİ
Çankırı Karatekin Üniversitesi Çevre Sağlığı Programı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Ürker, değerlendirmelerine şöyle devam etti: İklim krizi sonucunda mega yangınlar dönemi içerisine girdiğimiz bir zaman dilimindeyiz. Yaklaşık bir aydır, iklim değişikliğinin bir etkisi olarak şiddetli ve çok sayıda yangın ile karşı karşıyayız. Bu, Türkiye’nin alıştığı bir manzara değil. Mevcut yangın yönetimimizin değiştiğine işaret ediyor. Alıştığımız norm değil fakat yeni bir normalin sembolü. Bunu beş yıl önce, beş farklı şehirde yaşadığımız ve yaklaşık 250 bin hektar orman alanını etkileyen mega yangınlar ile test etmeye başladık. Beş yıldır bu mega yangın sürecinin içerisine girdik.”
[email protected]
Kaynak: Web Özel
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




