Ordu’nun Çamaş ilçesinde yaşanan ve 10 yaşındaki bir çocuğun başıboş köpeklerin saldırısına uğramasıyla sonuçlanan olay, Türkiye’nin bitmek bilmeyen ve giderek derinleşen bir toplumsal yarasını tekrar kanattı. Şans eseri çevredeki vatandaşların müdahalesiyle facianın eşiğinden dönülmesi, sokak güvenliğinin artık ertelenemez bir kamu sağlığı ve güvenliği meselesi olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Görüntülerde yer alan o dehşet anları, sadece bir çocuğun korkusunu değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin ve mevcut yasaların bu sorunu çözmedeki yetersizliğini de gözler önüne seriyor. Bu yazımızda, Çamaş’taki olaydan yola çıkarak sokak köpeği popülasyonunun yönetimi ve vatandaşların güvenliği konusundaki görüşlerimizi somut argümanlarla ele alacağız.
Çamaş’taki Olay Bir Uyarı Fişeğidir
Çamaş ilçesinde yaşanan olay, münferit bir vaka olarak değerlendirilemez. 10 yaşındaki bir çocuğun oyun oynaması veya okuluna gitmesi gereken yollarda, birden fazla köpeğin kuşatması altında kalması kabul edilebilir bir durum değildir. Güvenlik kamerası kayıtları, köpeklerin sürü psikolojisiyle hareket ettiğini ve savunmasız bir çocuğun bu baskı karşısında ne kadar çaresiz kaldığını açıkça gösteriyor.
Eğer oradan o an bir vatandaş geçmeseydi, bugün çok daha trajik bir haberi konuşuyor olabilirdik. Bu durum, sokakların artık çocuklar için “güvenli alan” olmaktan çıktığının en acı göstergesidir. İnsan hayatının, özellikle de bir çocuğun can güvenliğinin her türlü ideolojik tartışmanın üzerinde tutulması şarttır.
Sürü Psikolojisi ve Artan Risk Faktörleri
Sokak köpeklerinin tek başınayken uysal olması, toplu haldeyken tehlike yaratmayacakları anlamına gelmez. Hayvan davranış bilimcilerinin de belirttiği gibi, sürü psikolojisi devreye girdiğinde, köpekler koruma içgüdüsü veya avlanma dürtüsüyle saldırganlaşabilirler. Çamaş’taki olayda da gördüğümüz üzere, bir köpeğin havlaması diğerlerini tetiklemekte ve ortaya kontrolü güç bir kaos çıkmaktadır.
Denetimsiz Popülasyonun Sosyal Maliyeti
- Çocuklarda kalıcı psikolojik travmalar ve korku bozuklukları.
- Ebeveynlerin çocuklarını sokağa bırakırken duyduğu derin endişe.
- Kuduz ve diğer zoonotik hastalıkların yayılma riski.
- Sokaklarda özgürce hareket etme hakkının kısıtlanması.
Belediyelerin ve Yerel Yönetimlerin Sorumluluğu
Türkiye’deki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, belediyelere önemli sorumluluklar yüklemektedir. Ancak sahadaki gerçekler, birçok belediyenin bu yükün altından kalkamadığını gösteriyor. Kısırlaştırma süreçlerinin yavaş işlemesi ve modern barınakların eksikliği, popülasyonun geometrik bir hızla artmasına neden oluyor.
Çamaş ve benzeri ilçelerde yaşayan vatandaşlar, vergilerini ödedikleri kamudan en temel hakkı olan “güvenli yaşam alanı” talep etmektedir. Köpeklerin sokaklardan toplanarak sağlıklı, hijyenik ve insanlarla temasının kontrollü olduğu alanlara nakledilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Hayvan haklarını savunmak, insan güvenliğini hiçe saymak anlamına gelmemelidir.
Popülist Söylemlerden Gerçekçi Çözümlere
Sokak köpeği sorunu tartışılırken genellikle iki uç kutup oluşuyor: Hayvanların tamamen itlaf edilmesini isteyenler ve hiçbir müdahalede bulunulmamasını savunanlar. Oysa çözüm, bu iki kutbun dışında, bilimsel ve insani yöntemlerde gizlidir. “Kısırlaştır, aşılat, yaşat” formülünün popülasyon patlaması yaşanan bölgelerde tek başına yeterli olmadığı görülmektedir. Sahiplendirme seferberlikleri ve yüksek kapasiteli, nitelikli yaşam alanları (barınaklar) bu sürecin olmazsa olmazıdır.
Sonuç: Güvenli Sokaklar Bir Hak, Çözüm ise Ortak Sorumluluktur
Çamaş’taki 10 yaşındaki evladımızın yaşadığı o korku dolu anlar, hepimize sorumluluklarımızı hatırlatmalıdır. Sokaklarımızda çocuklarımızın korkusuzca yürüyebilmesi, bir toplumun gelişmişlik seviyesinin en temel ölçütlerinden biridir. Başıboş köpek sorunu, ne hayvan düşmanlığıyla ne de aşırı duygusal yaklaşımlarla çözülebilir.
Devletin kararlı duruşu, yerel yönetimlerin etkin bütçe yönetimi ve toplumun bilinçli desteğiyle bu sorunun üstesinden gelinebilir. Unutulmamalıdır ki; bir çocuğun gözündeki korkuyu silmek, medeniyetimizin en önemli görevidir. Sokaklar hem insanlar hem de tüm canlılar için güvenli hale getirilmelidir, ancak bu süreçte insan canı her zaman öncelikli olmalıdır.

Yorumlar kapalı.