– BİRİNCİ OLAY: Can Holding’e yönelik ikinci dalga operasyonda… AK Parti’ye acayip yakın olduğu iddia edilen iki kişi de gözaltına alındı.
*
– İKİNCİ OLAY: Merkez Bankası’nın eski başkan yardımcısı yolsuzluktan tutuklandı. İşin ilginç yanı: Adamın 200 liralık banknotlarda imzası var.
*
Bu iki olayla ilgili olarak…
Akla ilk gelmesi gereken yorum şudur:
*
Parada imzası varmış, AK Parti’ye yakınmış.
Vay vay vay!
Demek ki neymiş? Hiç bakmıyorlarmış. Basıyorlarmış operasyonu. Basıyorlarmış gözaltıyı. Basıyorlarmış tutuklamayı.
*
Hayır, hayır.
Böyle demiyorlar.
Şöyle diyorlar:
“Bunlar kesin parti içi kavgaların bir sonucudur. İç temizlik yapıyorlardır. Başka türlüsü olamaz.”
*
AK Parti’ye yakın olanlara DOKUNULMASA…
“Kendilerinden olanlara hiç dokunmuyorlar” diyorlar.
*
AK Parti’ye yakın olanlara DOKUNULSA…
“İktidar içi hesaplaşmadır bu” diyorlar.
*
“Ağzınla kuş tutsan yaranamazsın” şeklindeki sözün ansiklopedilerdeki karşılığı gibiler.
MASONLUK MU KALDI BİRADER
Can Holding’e yönelik son operasyonda gözaltına alınanlardan biri de masonmuş.
Hem de bayağı büyük masonmuş.
Üstatmış. Azammış.
*
Bu olay üzerine…
“Çok büyük olay. Artık masonlara da dokunuluyor” diye yorum yapanlar var.
*
Bu tür yorum yapanlara sesleniyorum:
*
Tamam, bir zamanlar bayağı etkiliydiler de artık Masonluk mu kaldı birader?
Masonluk dediğin…
Gazı kaçmış, havası gitmiş, gizemi bitmiş, etkisi tükenmiş bir şey.
Öyle demodeleştiler ki neredeyse mason yapacak adam bulamayacak durumdalar.
Bunların localarını, derecelerini dünyada artık ciddiye alan yok.
Filmlerde, dizilerde sürekli maytap geçiliyor bunlarla.
*
Kısacası artık bunları ciddiye alma aşamasından bunlarla kafa bulma aşamasına geçilmesi gerekiyor.

EKO-KIRIM
Gazze’de artık ekilecek toprak kalmadı. Toprağı kirletti İsrail. İki yıldır yağdırılan tonlarca bomba, ekolojiyi de mahvetti.
*
Emine Erdoğan, bu durumu “EKO-KIRIM” tabiriyle izah etti geçen gün.
*
Buradan yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
*
İsrail Gazze’de sadece soykırım yapmadı. Eko-kırım da yaptı.

İNGİLİZCEYE SES ETMEZLER KÜRTÇEYE DELİ OLURLAR
Meclis Başkanı’nın iki satır Kürtçe şiir okumasıyla ilgili olarak…
“Ne var bunda? Gayet normal bir şey. Bunun haber değeri bile kalmadı” falan demiştim dünkü yazıda.
*
Nasıl da yanılmışım.
Meğer yurdumda ne çok faşist varmış Kürtçe düşmanı.
Kafayı Kürtçeye takmışlar, saldırıyorlar da saldırıyorlar.
*
Neymiş?
Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili Türkçeymiş.
Bu nedenle resmi makamların Türkçenin dışında bir dil kullanması olamazmış.
*
Resmi makamların paylaşımlarında…
İngilizce görseler gıkları çıkmaz. Fransızca görseler şapka çıkarırlar. İspanyolca görseler selam dururlar.
Ama sıra Kürtçeye
gelince…
“Türkçe dışında bir dil olamaz” derler.
*
O Kürtçe ki…
Bu topraklarda kardeşçe bir arada yaşadığımız insanların dili.
*
Kürtçe düşmanlarının ortak paydası şudur:
*
Kardeşlerinin diline düşmanlık yapmak.
Eloğlunun diline kardeşlik yapmak.

NOBEL SAVAŞ ÖDÜLÜ
Trump, ABD’nin “Savunma Bakanlığı”nın adını “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirdi.

Venezuela’nın 2025 Nobel Barış Ödüllü muhalefet lideri Maria Corina Machado
*
Nobel de “Barış Ödülü”nün adını “Savaş Ödülü” olarak değiştirsin.
*
Çünkü…
En son “Barış Ödülü” verdikleri şahıs, Netanyahu’yu telefonla arayıp “Siz ne güzel çocuk, kadın öldürdünüz öyle” der gibi Gazze’deki karanlığından dolayı tebrik etmiş.

BULAŞMADIĞIM İREM DERİCİ’NİN BANA BULAŞMASI
Şöyle bir şey yazmıştım ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonuyla ilgili:
*
“Operasyona konu olan ünlülerin tümü için olmasa da bazıları için şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
O haller, o tavırlar, o atraksiyonlar, o çılgınlıklar, o pervasızlıklar, o küstahlıklar, o tuhaflıklar…
Mutlaka bir madde kullanımı gerektiriyor gibiydi. Kullanmasalar bile böyle düşünmek mümkündü. Çünkü normal şartlar altında o kafaya ulaşmaları neredeyse imkânsızdı.”
*
İrem Derici geçiyor mu bu yazıda? Hayır.
*
Operasyona konu bazı ünlülerin tutum ve davranışlarına laf edilmiyor mu burada? Ediliyor.
*
Uyuşturucu kullanımıyla ilgili net bir iddia var mı bu yazıda? Yok.
*
Şu kadarını söyleyeyim:
Ben o yazıda bazı ünlülerin tavırlarını, küstahlıklarını, tuhaflıklarını eleştirmiştim. Bunu yaparken İrem Derici aklımın ucundan bile geçmemişti.
*
Ancak bu yazıyı üzerine alıp yapılmadık terbiyesizlik, yapılmadık iğrençlik bırakmadı İrem Derici.
Bu terbiyesizlikler, bu iğrençlikler üzerine artık şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
*
İrem Derici, öyle iğrenç, öyle rezil, öyle kepaze bir insan ki…
Hiçbir yasaklı madde kullanmadan bu seviyesizliğe, bu terbiyesizliğe nasıl ulaşabiliyor, anlamak mümkün değil.

En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




