
Türkiye ekonomisinde güven göstergesi yeniden kritik eşiğin üzerine çıktı. TÜİK’e göre ekonomik güven endeksi temmuzdaki 99,8 seviyesinden ağustosta 100,6’ya yükseldi. Endeksin 100’ün üzerine çıkması, genel görünümde kötümserliğin yerini sınırlı da olsa iyimserliğe bıraktığı anlamına geliyor. Ancak tablo bütün sektörlerde aynı değil. Tüketici ve reel kesim güveni yükselirken hizmet, perakende ve inşaat sektörlerinde gerileme yaşandı.
FAİZ İNDİRİMİ OLACAK MI?
Güven verilerinin ardından piyasaların odağında ise Merkez Bankası’nın önümüzdeki toplantıları bulunuyor. JPMorgan, 22 Ekim’deki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin 100 baz puan indirilmesini bekliyor. Bankanın aralık ayı için beklentisi de 100 baz puanlık yeni bir indirim yönünde. Tahminin gerçekleşmesi halinde yılın kalan bölümünde toplam 200 baz puanlık faiz indirimi yapılmış olacak ve politika faizi yüzde 35 seviyesine gerileyecek. JPMorgan, beklentisini enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlamaya dayandırıyor.
ALTINDA BASKI OLUŞTU
Türkiye’de faiz beklentileri izlenirken küresel piyasalarda öne çıkan başlık ise ABD tahvil getirileri oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkması, faiz getirisi bulunmayan altın üzerinde baskı oluşturmuş durumda. Tahvil getirilerindeki yükselişe doların güçlenmesi de eşlik etti. Uzmanlara göre doların güçlenmesi, dolar üzerinden fiyatlanan altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha pahalı hale getiriyor.
TAHMİNLER DEĞİŞTİ
Öte yandan küresel faiz görünümündeki değişim büyük yatırım bankalarının tahminlerine de yansıyor. Goldman Sachs, ons altın için 2026 sonu hedefini 4 bin 900 dolardan 4 bin 650 dolara çekerken; banka buna karşılık 2027 sonu için 5 bin 400 dolarlık tahminini korudu. Altın tarafında merkez bankalarının alımları da yakından izleniyor. Çin’in 2026’nın ilk sekiz ayında 1.000 tonun üzerinde altın ithal ettiği ve bu alımlar için yaklaşık 159 milyar dolar harcadığı bildirildi. İktisat ve Ekonomi Uzmanı-Analist Barlas Yurtsever ise önümüzdeki döneme ilişkin şu tahminleri gündeme taşıdı: “Türkiye’de yılın kalan bölümünde faiz tarafında toplam 200 baz puanlık bir indirim beklentisi öne çıkıyor. Politika faizinin yüzde 35 seviyesine gerilemesi halinde kredi ve mevduat faizlerinde de aşağı yönlü bir hareket görebiliriz. Ancak ekonomik güvenin 100,6’ya çıkması iç talebin yeniden hızlanıp hızlanmayacağı sorusunu önemli hale getiriyor.
“OLDUKÇA KÜÇÜK RAKAMLAR!”
Sermaye akışındaki tabloya da dikkat çeken Yurtsever ayrıca, “Türkiye üzerinden kaydedilen uzun vadeli ABD hisse varlığı Temmuz 2026 sonunda 1,393 milyar dolara ulaştı. Son 12 ayda yaklaşık 48 milyon dolarlık net alım yapıldı. Temmuz ayında ise 9 milyon dolarlık net satış görüldü. Bu rakamlar Türkiye’den ABD hisselerine ilgi olduğunu gösteriyor ancak küresel ölçekteki 941,9 milyar dolarlık akışın yanında oldukça küçük kalıyor” bilgisini paylaştı.
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
