
Hepimizin hayatında olur; bir sorun olur, birileriyle tartışırız, sözler havada uçuşur, kalpler kırılır. Sonra bir sessizlik… Ve içimizde baş gösteren o tanıdık ses: “Acaba ben mi hatalıydım?”
Bu soruyu sormak, aslında vicdanımızın ne kadar güçlü olduğunu gösterir.
Ama gelin görün ki, her şeyin suçlusunu kendimizde aramak, ruhumuzu yoruyor. Haklı olsak bile, “Belki de başka bir yol seçebilirdim” diye kendimizi kemiriyoruz.
Etrafımızdaki insanlar bazen öyle davranır ki… Bizi yok sayar, görmezden gelir, yanlış anlar. Biz de hemen “Belki de daha sakin olmalıydım” diye düşünürüz. Oysa bazen susmak da, haklı olmaktan daha kıymetlidir. Çünkü her zaman, karşı tarafın hatasını kendi üstümüze almak zorunda değiliz.
O anlarda şunu hatırlayalım: Karşı tarafın davranışları, onun karakterinin aynasıdır. Sizin değil.
Evet, bazen “Keşke şöyle deseydim, böyle davransaydım” diye kendimizi yer bitiririz. Oysa unutmayın; büyümemiş karakterlerin yarattığı fırtınalar, bizim limanımızı sallamak zorunda değil. Kendimize şunu söylemekten çekinmeyelim: “Bu, onun problemi. Benim değil.” İşte bu cümle, vicdanımızı rahatlatır. Ruhumuzu özgür bırakır.
Hayat kısa. Kırgınlıklarla, suçluluk duygularıyla boğulmak için fazla değerli.
O yüzden bir dahaki sefere tartıştıktan sonra, kendinize şefkatle sarılın. Çünkü bazen en büyük huzur, kendimizi affetmekte saklıdır.
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
