
Cuffing season: Evli ya da ilişkisi olmayan kişilerin, yılın soğuk aylarını birlikte geçirecek kısa süreli bir partner aramaya başladığı dönem. Sonbaharla birlikte gelen o bilindik telaşın adı.
Sunday scaries: Pazar günü, hafta sonunun bitmek üzere olduğunu fark etmekten doğan kaygı ya da hüzün. Muhtemelen bu listede en çok tanıdık gelecek kelime.
Crashout: Birden fazla anlamı var: bir araç kazası, dramatik bir son ya da başarısızlık, diskalifiyeyle sonuçlanan bir yenilgi ve zihinsel ya da duygusal bir çöküş.
Whack-a-mole: Bir sorun çözülür çözülmez benzer bir yenisinin ortaya çıkması durumu. Adı, köstebek vurmaca oyunundan geliyor.
Yacht rock: Sözlüğün kısacık tanımıyla ‘soft rock’. 70’ler ve 80’lerin pürüzsüz, yumuşak Amerikan pop-rock’ı için kullanılan takma ad.
Shapewear: Vücudu şekillendirmek ve düzleştirmek için tasarlanmış, dar oturan iç giyim ürünleri. Türkçede ‘korse’ ya da ‘toparlayıcı iç giyim’ karşılığıyla kullanılıyor.
Neckbeard: Çenenin altını ve boğazı kısmen kaplayan sakal. Sözlük bu kez sadece sakalı değil, bu görünümle özdeşleştirilen kültürü de tanımına ekledi.
Copium: Kötü bir durumla, sorunla ya da sonuçla yüzleşmek yerine onu yok sayma, inkâr etme veya küçümseme.
Trash panda: Rakun. İnternetin çöp karıştıran rakunlara taktığı bu lakap artık sözlükte kendi maddesine sahip.
Mandela Effect: Çok sayıda insanın belirli bir olayı, bilgiyi ya da ayrıntıyı aynı biçimde yanlış hatırlaması; yani kalabalıkların ortak sahte hatırası. Adını, Nelson Mandela’nın hapiste öldüğüne dair yaygın yanlış inanıştan alıyor.
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
