https://youtu.be/ehoQS2Fotkk?si=_-ZApwvpT6RpluQN
Türkiye’nin En Meşhur Dolandırıcısı: Sülün Osman Kimdir, Ne Yapmıştır? (Geniş ve Detaylı Biyografi)
Türkiye’nin toplumsal hafızasında, mizah dünyasında ve hatta sinemasında derin izler bırakmış bir isim: Osman Ziya Sülün, ya da herkesin bildiği lakabıyla Sülün Osman. 1950’li ve 1960’lı yıllarda İstanbul’da gerçekleştirdiği akılalmaz dolandırıcılık faaliyetleriyle adını altın harflerle (!) tarihe yazdıran bu figür, sıradan bir hırsız veya yankesici değildi. O, dönemin sosyolojik yapısını, köyden kente göçün getirdiği acemiliği ve insan psikolojisinin en zayıf noktası olan “kolay yoldan zengin olma” arzusunu bir dahi gibi yöneten bir suç dehasıydı.
İşte Galata Kulesi’nden Boğaz Köprüsü’ne kadar İstanbul’un simgelerini parsel parsel satan Sülün Osman’ın hayatı, tarihe geçen dolandırıcılık hikayeleri ve felsefesi…
👤 Sülün Osman Kimdir?
Osman Ziya Sülün, 1923 yılında Fatih, İstanbul’da doğdu. Hayatının ilk dönemlerine dair çok fazla resmi kayıt olmasa da, dönemin şartlarında İstanbul’un sokak kültürünü, insan ilişkilerini ve bürokrasiyi çok iyi analiz ettiği bilinmektedir. Dolandırıcılık kariyerine 1948 yılında Fatih’te bir evi iki kişiye birden satarak/kiralayarak başladığı rivayet edilir.
Ancak onu “efsane” mertebesine ulaştıran olaylar, İstanbul’un taşradan yoğun göç almaya başladığı, şehirleşme sancılarının yaşandığı 1950’li yıllarda, kentin en kalabalık meydanlarında sahneye çıkmasıyla başladı.
📈 Türkiye’de Ne Yapmıştır? Akılalmaz Dolandırıcılık Hikayeleri
Sülün Osman’ın dolandırıcılık yöntemi fiziksel güce, silaha veya şantaja dayanmıyordu. Onun en büyük silahı retorik (ikna kabiliyeti), oyunculuk ve tiyatral zekaydı. İstanbul’a yeni gelmiş, saf, ne yapacağını bilmeyen ya da kısa yoldan köşeyi dönme hırsıyla yanıp tutuşan insanları gözüne kestirir ve şu meşhur tezgahları kurardı:
- Galata Kulesi ve Beyazıt Kulesi’nin Satışı
Sülün Osman, Galata Kulesi’nin önüne geçer, eline bir defter alır ve kuleye bakarak notlar yazmaya başlardı. Yanına bir iki tane de “figüran” (işbirlikçi) yerleştirirdi. Figüranlar kuleye giren çıkanlardan para topluyormuş gibi yapardı. Bunu gören taşralı kurban, kulenin muazzam bir gelir kapısı olduğunu düşünerek Sülün Osman’a yanaşırdı. Osman, önce buranın devlet malı olduğunu ve işletmesinin kendisine ait olduğunu söyler, ardından “Yoruldum artık, satıp memleketime döneceğim” diyerek kurbanı ikna ederdi. Devasa paralar karşılığında Galata Kulesi’ni sahte belgelerle saf vatandaşlara satmıştır.
- Taksim ve Eminönü Meydanı’ndaki Saatleri “Kiralamak”
Meydanlardaki büyük saatlerin altına geçer, saatine bakarak beklerdi. Yanına gelen kurbanlara, “Bu saat benim, vatandaşlar saate her baktığında bana kuruş ödüyor, buranın işletmesi bende” derdi. İnanmayanlara göstermek için, o sırada yoldan geçen bir işbirlikçisi gelip Osman’a “Saate baktım buyur parası” diyerek para uzatırdı. Bu tiyatroyu gören kurban, meydandaki saatin işletmesini (yani vatandaşlardan saat ücreti toplama hakkını) satın almak için Osman’a servet öderdi.
- İstanbul Şehir Hatları Vapurları ve Tramvaylar
Galata Köprüsü üzerinde durup gelen geçen vapurları izlerken, sanki o vapurların sahibiymiş gibi davranırdı. Vapurları, tramvay hatlarını “Bugünlük yolcu taşıma hakkını sana devrediyorum” diyerek kurbanlarına kiralar, parayı aldıktan sonra ortadan kaybolurdu. Kurbanlar ancak vapur iskelesine gidip kaptana “Bu vapur bugünlük benim” dediklerinde dolandırıldıklarını anlarlardı.
- Dolmabahçe Sarayı Önündeki Saat Kulesi ve Boğaz Köprüsü
Henüz İstanbul Boğaz Köprüsü (15 Temmuz Şehitler Köprüsü) ortada yokken, sadece projesi ve dedikoduları konuşulurken, Sülün Osman “Köprünün Anadolu ayağının arsasını satıyorum, köprü yapılınca zengin olacaksınız” diyerek insanlara hayali arsalar satmıştır. Dolmabahçe’deki saat kulesini de benzer yöntemlerle defalarca nakde çevirmiştir.
⚖️ Yakalanışı ve Tarihe Geçen Mahkeme Savunması
Sülün Osman, Galata Kulesi’ni satmaya çalışırken tesadüfen bölgeden geçen bir polis amirinin durumu fark etmesi üzerine yakalandı ve mahkemeye çıkarıldı. Mahkeme salonunda hakim karşısında yaptığı savunma, onun suçlu kimliğinin ötesinde, felsefi ve sosyolojik bir figür olarak kabul edilmesine yol açtı.
Hakimin “Evladım, sen nasıl devletin koskoca kulesini satarsın?” sorusuna Sülün Osman şu tarihi cevabı vermiştir:
“Hakim bey, ben hayatım boyunca beni dolandırmaya çalışmayan hiç kimseyi dolandırmadım. Bana gelip ‘Kısa yoldan nasıl köşeyi dönerim, hak etmediğim parayı nasıl kazanırım, devleti nasıl çarparım?’ diye düşünmeyen adamın benimle işi olmazdı. Ben sadece bana açgözlülükle, haram para kazanma hırsıyla gelenleri dolandırdım. Kusura bakmasınlar ama Galata Kulesi’ni satın alacak kadar salak ve açgözlü olan adamı dolandırmak, bence bir suç değil, toplumsal bir görevdir.”
Bu savunmanın ardından medyanın ve halkın gözünde bir “anti-kahraman” haline geldi. Hatta cezaevindeyken koğuş arkadaşlarına ve dışarıdan gelen ziyaretçilere “Alın Teriyle Yaşamak” üzerine konferanslar verdiği rivayet edilir.
🎬 Yeşilçam’a ve Kültüre Etkisi
Sülün Osman’ın hikayeleri Türk sinemasını kökten etkilemiştir. Kemal Sunal’ın başrolünde oynadığı “Köyden İndim Şehre” ve “Banker Bilo” gibi filmlerde köyden kente gelenlerin dolandırılma sahneleri, doğrudan Sülün Osman’ın taktiklerinden esinlenmiştir. Şener Şen’in canlandırdığı dolandırıcı karakterlerinin temelinde de Sülün Osman’ın zekası ve hitabet yeteneği yatar.
1984 yılında Beyoğlu’nda kaldığı ucuz bir otel odasında kalp krizi geçirerek vefat eden Sülün Osman, arkasında hiçbir mal varlığı bırakmamış, ancak Türkiye’nin en büyük “şehir efsanesi” olarak adını tarihe yazdırmıştır. Kimliği belirsiz kişiler mezarlığına gömüldüğü söylenmektedir.

Yorumlar kapalı.