Talp, bir markanın gerçek hedef kitlesini temel alarak yapay zeka persona toplulukları oluşturuyor. Bu personaların yalnızca demografik verilerden ibaret olmadığı vurgulanıyor. Söz konusu personalar, davranışsal örüntüleri, karar verme mekanizmaları ve bilişsel eğilimleriyle birlikte modelleniyor. Ardından bu personalar, test edilmek istenen durumu bizzat deneyimliyor. Bu bağlamda personaların, bir e-ticaret sitesinde gezindiğiniz, bir reklamla etkileşime girdiğini ya da bir uygulamayı kullandığını söyleyebiliriz.
Ortaya çıkan sonuç ise bir anket yanıtından ziyade bir öngörü oluyor. Sistem, davranışsal sinyalleri ve bilişsel sinyalleri tek bir çıktıda birleştiriyor. Böyle bakıldığında, şirketler hedef kitlelerinin bir karara nasıl tepki vereceğini, o kararı almadan önce görebiliyor. Girişimin paylaştığı verilere göre platform, şu anda e-ticaret, havacılık, B2B, medya, perakende ve finansal hizmetler gibi farklı sektörlerde ayda 650’den fazla kampanya yürütüyor.
Şirketlerin karar verme süreçlerinde yararlandığı anketler ve odak gruplarında insanların söyledikleri ile yaptıklarının çoğu zaman örtüşmediği ifade ediliyor. “Say-do gap” olarak adlandırılan bu kopukluğun sebebi ise insanların sorulara gerçekte oldukları gibi değil, olmak istedikleri halleriyle yanıt vermesi.
Talp CEO’su ve kurucu ortağı Baran Ataş, her iş kararının, özünde insan davranışları üzerine yapılan ve öngörülemeyen riskler barındıran bir tahminden ibaret kaldığına dikkat çekiyor: “Geçmişe ait veriler, yalnızca pazar koşulları sabit kaldığında geçerlidir; oysa gerçek dünyada dinamikler her an değişiyor. Talp tam bu kör noktayı, persona simülasyonları ile ortadan kaldırıyor. Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır, bizler hem iş hem de vizyon olarak geleceği inşa edenleriz.”

Yorumlar kapalı.