Türkiye’nin Uluslararası Barış Gücü olarak Gazze Şeridi’ne girmek için hazırlıkları devam ediyor.
Türk bayraklarının insani yardım çalışmalarında Gazze’de görünmesiyle birlikte, Mehmetçik’in barış gücü olarak bölgeye adım atması için tüm dikkatler odaklandı.
Ateşkes anlaşmasındaki başlıca taraflardan biri olan Türkiye’nin, çatışmasızlık süreci boyunca kilit bir rol üstlenmesini sağlayacak olan Barış Gücü’yle ilgili yeni bilgiler gündeme geldi.
Gazze’deki enkaz kaldırma faaliyetlerine katılan Türk aktivistler
İSRAİL’İ HAREKETTEN MEN EDİN
Lübnan menşeli El Ahbar gazetesi ve Suudi medya, Türkiye ve Endonezya’nın Gazze Şeridi’nde oluşturulacak uluslararası barış gücüne katılmak için İsrail ile doğrudan çatışma yaşanmayacağına dair garantiler talep ettiğini bildirdi.
Bu doğrultuda, her iki ülke Gazze’deki barış gücü misyonuna katılmaya genel anlamda istekli olduklarını ifade etti. Ancak, her iki ülke de, yalnızca barış gücü statüsünü garantileyen ve İsrail ile doğrudan bir çatışmayı önleyecek güvence isteğinde bulunuyor.
İsrail ise bu öneriye temkinli yaklaştı. Tel Aviv yönetimi, güvenlik kontrolünden ödün vermeden, kayıp ve cesetlerin iadesi sürecinin tamamlanmasını şart koştu.
KADAMELİ İLERLEME
Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Filistin direniş unsurlarının silahsızlandırılmasını talep ederken, bu sürecin ne zaman başlayacağına dair bağlayıcı bir takvim açıklamaktan kaçınıyor.
ABD’nin amacı, siyasi esnekliği koruyarak Hamas ile doğrudan her türlü çatışmayı engellemek. Bu nedenle Washington, kademeli bir ilerleme yaklaşımını savunuyor.
Gazze’de, soykırımcı İsrail’in yarattığı yıkımı onarabilmek için çalışmalar sürmekte.
MISIR ÇEKİMSER KALIYOR
Haberlere göre, Mısır yönetimi Gazze’deki gelişmelere karşı temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Kahire, Hamas’ın askeri altyapısının ortadan kaldırılmasına veya savaşacak bir uluslararası gücün parçası olma fikrine sıcak bakmıyor.
El Ahbar, Mısır’ın muhtemel bir güvenlik oluşumuna katılımını aşağıdaki üç şartla koştuğunu belirtti: açık bir uluslararası mutabakat, sınırlandırılmış ve tanımlanmış yetki, ayrıca İsrail güçlerinin bu yapı ile birlikte hareket etmemesi.
SUUDİ ARABİSTAN’IN HEDEFİ 1967 SINIRLARI
Suudi Arabistan ise “ertesi gün” planı çerçevesinde Filistin Yönetimi’nin güçlenmesini ve Hamas’ın kademeli olarak etkisiz hale getirilmesini öngörmektedir. Riyad, 1967 sınırları içinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını uzun vadeli çözüm için temel olarak görmekte. Ayrıca, Gazze’de BM gözetiminde bir uluslararası barış gücünün konuşlandırılmasını ve geçiş yönetimi ile Filistin Yönetimi arasındaki işbirliğini önermektedir.
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
