
Bu söylemin yarısı doğru, yarısı yanlış. Tekrarlayan, kurallı, tahmin edilebilir işler evet, büyük ölçüde otomasyona gidecek. Ama yeni iş tanımları da o hızda ortaya çıkıyor. 2026’da yapay zeka, finans, hukuk, sağlık ve üretim gibi sektörlerde operasyon maliyetlerini düşürürken iş gücü dönüşümünü de hızlandırıyor; insanların yeniden yetkinlik kazanmasını gerektiriyor. ‘İş gidecek’ değil, ‘iş değişecek’ demek daha doğru. Ve bu değişime hazırlanan girişimci için muazzam boşluklar açılıyor.
Yapay zekayla rekabet edemeyeceğim diye korkan girişimciye ne söylersiniz?
Şunu sorarım: Yapay zeka neyi iyi yapar, neyi yapamaz? Veri işler, örüntü bulur, hızlı üretir. Ama müşterinin gözüne bakıp güven veremez, yerel bağlamı anlayamaz, ilişki kuramaz. Türkiye’de girişimcilik büyük ölçüde güvene, ilişkiye, ‘sen bu işi anlayan adamsın’ algısına dayanıyor. Bunu yapay zeka yapamaz. Yapay zekayı kullanan girişimci hem hızlanır hem de bu insan tarafını daha güçlü tutar. Rakibiniz yapay zeka değil; yapay zekayı daha iyi kullanan diğer girişimci.
21 yaşında yapay zeka girişimi kuran Türk gençler var artık. Bu nesle bakışınız nasıl?
Hayranlık verici. 21 yaşındaki Türk girişimci Bahattin Berke Çoban, diş kliniklerinin dağınık dijital altyapısını tek sistemde birleştiren BioSmile AI’ı geliştirdi ve hedefi Amerika ile Avrupa pazarı. Bu bir istisna değil, bir işaret. Bu neslin avantajı şu: dijital araçlarla büyüdüler, yapay zekayı öğrenilmesi gereken bir şey olarak değil, doğal ortam olarak görüyorlar. Dezavantajları ise sabırsızlık. Yapay zeka hızlı prototip üretir ama iş geliştirmek, müşteri güveni inşa etmek hâlâ zaman alıyor.

Yorumlar kapalı.