Oluşturulma Tarihi: Temmuz 31, 2025 07:44
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy’nin “Filistin’i tanıma niyetindeyiz” yönündeki sert uyarısı, 1917’de dönemin İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour’un ünlü deklarasyonunu akıllara getirdi.
David Lammy, önceki gün New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) merkezinde düzenlenen Filistin konulu bir konferansta konuştu. Lammy, Gazze’nin durumunu “dehşet verici” olarak tanımladı ve İsrail’in askeri operasyonlarını durdurmasını, ayrıca iki devletli çözüme açık olmasını istedi. Eğer İsrail bu talepleri yerine getirmezse, “İngiliz hükümeti, Eylül ayında New York’ta toplanacak olan BM Genel Kurulu’nda Filistin devletini tanıma amacındadır” dedi. Bu ifadesi, 1917’de İsrail’in kuruluşuna zemin hazırlayan Balfour Deklarasyonu’nu hatırlattı.
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy’nin bu ifadeleri “İKİNCİ BÜYÜK BAFLOUR MU?” sorusunu akla getiriyor. Bu yeni bir İngiliz deklarasyonu mu? Yoksa sadece blöf mü yapıyorlar, ya da tarihi bir pişmanlığın ifadesi mi? Bunu bölge ve tarih uzmanlarına sorduk…
Prof. Dr. İlber Ortaylı: “İngiltere, Filistin-İsrail meselesinin geçmişten bugüne kadar süregelen sorununda baş rol oynamaktadır. Balfour deklarasyonunun tarih içinde hangi evrime uğradığını görebiliyoruz. Şimdi, böyle bir aktörün, niyeti ne olursa olsun, Filistin’i tanıma sürecine girmesi tarihin ilginç bir ifadesi. Eğer başka bir planları varsa, onun da yakında ortaya çıkacağı kanaatindeyim.”
Prof. Dr. Tarık Oğuzlu: “İngiltere’nin sabrının dolmaya başladığı görünmekte. Hem kamuoyunun hem de İşçi Partisi içindeki milletvekillerinin İsrail’e karşı ciddi bir rahatsızlığı mevcut. Balfour, 1917’de İsrail’in kuruluşuna giden yolu açmıştı. Lammy’nin açıklamaları, Balfour’a benzer bir mesaj olarak değerlendirilebilir. Hatta buna ‘İkinci Balfour’ da diyebiliriz. Ancak bu durumun Netanyahu’yu çok etkileyeceğini ya da zorlayacağını düşünmemek gerekir. Fakat İngiltere’nin ‘Bu iş böyle gitmez’ demesi oldukça önemli. Almanya da bir tavır alırsa ve Suudi Arabistan dahil olursa, Netanyahu için olaylar daha da zorlaşır. Ateşkesi kabul edip siyasi çözüme yönelmek durumunda kalabilir.”
Prof. Dr. Hasan Köni: “İngilizler, İsrail’in kurucuları arasında sayılmaktadır. Balfour Deklarasyonu’ndan dolayı pişmanlık duymuyorlar. Günümüzde ekonomileri çoğunlukla Yahudi finansal kaynaklarına dayanıyor. Bu tür blöfleri yapmaları mümkün değil; arka planda başka meseleler olmalı.”
Dönemin İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour ve Baron Lionel Walter Rothschild
“İSRAİL’İ MASAYA ÇEKMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Doçent Dr. İsmail Ediz: “İngiltere, o dönemde savaş sürerken, bölgedeki Yahudi devletinin üzerindeki nüfuzunu artırmak ve ABD ve Rusya’daki Yahudilerin finansal-siyasi gücünden yararlanmak amacıyla bu deklarasyonu yapmıştı. Müttefiki Fransa da, açık olmasa da örtük olarak, bölgede İngiltere etkisi altında bir Yahudi devleti istemiyordu. Bu durum Sykes-Picot’a da aykırıdır. Bugün ise roller değişmiş durumda. ABD, İsrail üzerinden bölgeye hâkimiyet sağlıyor. Hırslı ve doyumsuz tutumlarıyla, bölgedeki siyasi ve ticari dengeleri kendi lehlerine çeviriyorlar. Trump ile Netanyahu gizli görüşmeler yapıyor. Fransa ve İngiltere, bunun farkındadır. Aslında amaçları ABD’yi durdurmak ve bunu da İsrail üzerinden gerçekleştirmektir. İsrail’i masaya çekmeye çalışıyorlar. Balfour, İngiltere’nin bölgedeki hâkimiyet arzusunun bir sonucu iken, günümüzdeki çıkışlar da aynı çabanın bir ürünüdür…”
Doçent Dr. Umut Uzer: “Fransa ve İngiltere, İsrail’i barışa zorlamaya çalışıyor. Ancak sahadaki gerçekliği ne ölçüde değiştirebileceklerinden emin değilim. Gerçek anahtar ABD’de bulunuyor… Filistin’in asıl sorunu tanınma değil; daha ziyade topraklarını koruma ve hayatta kalma meselesidir. İşte bu soruna kalıcı bir çözüm bulunması gerekmektedir.”
Gülru Gezer: “Balfour Deklarasyonu, İsrail’in kuruluşuna temel oluşturan belgedir. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Lammy’nin BM’deki, ‘Tarihimiz, İngiltere’nin iki devletli çözüm konusunda özel bir sorumluluk taşıdığı anlamına geliyor’ ifadesi, İngilizlerin bu konudaki tarihi rolünün bilincinde olduklarını gösteriyor…”
BALFOUR DEKLERASYONU NEDİR?
Dönemin İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, 2 Kasım 1917’de İngiliz kabinesinin onayıyla Baron Lionel Walter Rothschild’e hitaben yazdığı tek sayfa ve 124 kelimeden oluşan bir mektup kaleme aldı. Mektupta, İngiltere’nin Filistin’de bir “Yahudi Yurdu” kurulmasını destekleyeceği ve bunun için tüm çabayı göstereceği belirtildi. Böylelikle, daha önce sadece Siyonist Yahudilerin bir planı olarak kalan fikir, İngiliz desteğiyle diplomatik bir sürece dönüşerek 1948 yılında İsrail devletinin kuruluşuyla sonuçlandı. Deklarasyonda yer alan ifadeler şunlardır: Sayın Lord Rothschild, Majestelerinin Hükümeti adına, Kabine’ye sunulan ve Kabine tarafından onaylanan Yahudi Siyonist özlemlerine ilişkin aşağıdaki sempati beyanını sizlere iletmekten büyük mutluluk duyuyorum: Majestelerinin Hükümeti, Filistin’de Yahudi halkı için ulusal bir yurt kurulmasını olumlu bir şekilde karşılamaktadır ve bu hedef doğrultusunda elinden gelen tüm çabayı sarf edecektir; Filistin’deki mevcut Yahudi olmayan toplulukların medeni ve dini haklarına ya da başka herhangi bir ülkedeki Yahudilerin sahip olduğu hak ve siyasi statüye zarar verebilecek hiçbir şeyin yapılmayacağı açıkça anlaşılmıştır. Bu bildiriyi Siyonist Federasyon’un bilgisine sunarsanız memnun olurum. Saygılarımla, Arthur James Balfour
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




