Dünya müzik sahnesinin iki büyük ismini iki ayrı Avrupa şehrinde izledik. Beyoncé, Paris’te hayranlarına idol aurası ve anne şefkatiyle yaklaştı. Gücünü ve ihtişamını gösterirken aile ve köklere bağlılığını da vurgulamayı ihmal etmedi. Billie Eilish ise Barselona’da basketbol atleti ve beyzbol şapkasıyla tam anlamıyla bir Z Kuşağı idolüydü. Eilish’in konserinin kodları sadelik, samimiyet, duygusal bağ, Z Kuşağı stili ve temsiliyetiydi.
Beyoncé müzik sektörünün gelmiş geçmiş en güçlü kadın şarkıcılarından biri. Son turnesinin Paris konserinde buna bir kez daha tanık olduk. Saçını savuruşundan attığı adıma her saniyesi tasarlanmış dev bir prodüksiyonla yaklaşık 3 saat sahnedeydi. Ve “Zaten sana ait olan için asla izin isteme” diye haykırıyordu.
Meltem FIRATLI

Fransa’nın başkentinde tipik bir pazar günü. Turistik yerler kalabalık, lokallerin olduğu yerler nispeten daha sakin. Başımızda pembe kovboy şapkalarıyla otelden çıkarken resepsiyondaki görevli “Wuhuu” diye bağırıp ardından da “Bol bol fotoğraf çekin” tavsiyesini veriyor. Konserin yapılacağı Stade de France’a gittiğimizde bizi diğer ‘şehirli’ kovboylar karşılıyor. Kovboy çizmeliler, renkli, boncuklu kovboy şapkalılar, püsküllü yelekliler… Tam bir Grup Vitamin şarkısı ortamı: “Ov, ov çekilin yoldan Vahşi Batı’dan geliyorlar…”
Beyoncé’nin Grammy ödüllü country albümü ‘Cowboy Carter’la aynı ismi taşıyan turnesinin üçüncü Paris konserini izlemek için Sony Music Türkiye’den üç kişilik bir ekiple birlikte stattayız. Kapalı gişe konserin başlamasına yarım saat kala stadın neredeyse tamamı doluyor. Saat 20.00’ye yaklaşırken heyecan da yükseliyor ve ellerdeki yelpazeler aynı anda açılıp kapanmaya başlıyor. Bu bir çeşit ‘Hadi ama, bizi daha fazla bekletme’ çağrısı…
Hipnotize olmuş gibi
Önce dansçılar çıkıyor sahneye, ardından da Beyoncé. Asıl kıyamet işte o zaman kopuyor. Divanın her yaştan (ağırlıklı olarak 20-40 yaş) binlerce hayranı daha ilk dakikadan hipnotize olmuş gibi sahneye kilitleniyor.
Üç saat boyunca etkileyici görsel şovlarla desteklenmiş, Beyoncé’nin saçını savuruşundan atacağı adıma kadar her saniyesi tasarlanmış, yetenekli dansçılarla zenginleştirilmiş bir şov izliyoruz. Diva kâh bir at nalının üzerinde gökyüzünden salınıyor, kâh üstü açık arabayla. Gökyüzünden şarkılarını söylüyor biz fani dünyalılara… Ortada bir kraliçe varsa kral da olmalı değil mi? ’Crazy in Love’da eşi Jay-Z eşlik ediyor kendisine; kızı Blue Ivy (13) de konser boyunca danslarıyla. ‘Protector’ı söylerken küçük kızı Rumi (8) de çıkıyor sahneye. Tam bir aile saadeti. ‘Kariyer de yaparım, çocuk da’ anları…
Resmi rakamlar henüz açıklanmadı ama ‘Cowboy Carter Tour’un dünya çapında 230 milyon doların üzerinde hasılata ulaşması bekleniyor. Bu da turnenin, bir kadın şarkıcı tarafından gerçekleştirilen, tüm zamanların en yüksek hasılat yapan konser turlarından biri olmasını sağlayacak.
7 yaşından itibaren yetenek şovlarına çıkan, 15 yaşında Destiny’s Child grubuyla üne kavuşan ve ardından solo kariyeriyle zirveye yerleşen Beyoncé için başarı ve güç kavramları zaten hayat hikâyesinin ayrılmaz parçaları. Şimdi de kariyerinin sanatsal olarak en cüretkâr işlerinden biri diyebileceğimiz bu turnesiyle çok konuşuluyor. Sahnedeyken saçtığı ışıltı ulaşılmazlığını sembolize ediyor. Ünlü tasarımcıların elinden çıkan sahne kostümleriyse iddiasını ve görkemini… Ailesine ve köklerine bağlılığını her fırsatta hatırlatıyor. Bir R&B şarkıcısı olarak ünlense de artık türler üzeri olduğu mesajını da veriyor. Z Kuşağı, hatta Alfa Kuşağı için bu mesajlar ne ifade ediyor elbette tartışılır. Ama Kraliçe B milyonlarca kişiye ilham vermeye devam ediyor.
23 YAŞA KAÇ HİT SIĞDIRABİLİRSİN?
Amerikalı alternatif pop yıldızı Billie Eilish, bugün pop müziğin en genç ve en büyük isimlerinden biri. Barselona’daki konserinde sade sahnesi, gösterişsiz tarzı ve güçlü şarkılarıyla nasıl bir çığlık tufanı yarattığını ve Z Kuşağı’nın ilgisini nasıl çektiğini yerinde gördük.

Uygar TAYLAN
Henüz 23 yaşında olan alternatif pop yıldızı Billie Eilish bugün yalnızca müzik listelerinin değil, milyonlarca gencin kalbinin de zirvesinde. Geçen yıl yayımladığı ‘Hit Me Hard and Soft’, kariyerinin en güçlü albümlerinden biri kabul ediliyor. Biz de bu albümün rüzgârıyla Eilish’i canlı seyretmek için Barselona’dayız. Universal Music Türkiye’nin desteğiyle aylar öncesinden biletleri biten konseri izleme şansını yakalıyoruz.
Eilish müzik kariyerine henüz 13 yaşındayken SoundCloud’a yüklediği bir şarkıyla adım atıyor. Belki o dönemde kimse onun pop müziğin kurallarını sessizce ama kökten değiştireceğini öngöremiyor. Bugün geldiği noktada hem müziğiyle hem duruşuyla bir nesli etkileyen global bir fenomene dönüştüğü kesin.
Kendinden geçen seyirciler
Konserin yapılacağı Palau Sant Jordi Stadyumu’na doğru binlerce kişi, neredeyse 1 kilometre uzunluğunda bir kuyrukla ağır ağır ilerliyor. Eilish tişörtleri, renkli bandanalar, beyzbol şapkaları ve bol spor kıyafetler… Hayranları Billie’nin tarzını bire bir yansıtan bir görünüme bürünmüş. Özellikle kadın hayranlar arasında Billie Eilish’in başına taktığı desenli bandanalar dikkat çekiyor. Adeta Billie Eilish evrenine adım atıyoruz.
Salona girdiğimizde ön sanatçı olarak Tom Odell sahnede. Şarkıları ilgiyle dinleniyor ama salondaki asıl heyecan, Billie’nin çıkacağı anı beklemekten kaynaklanıyor. Odell sahneden inince ilk çığlıklar duyuluyor.
Konser yaklaşık 15 dakika gecikmeli başlıyor. 360 derece sahnede ışıklarla kaplı büyük bir küp beliriyor ve Eilish sahneye çıktığında kıyamet kopuyor. O an aklıma Elvis Presley sahneye çıkınca kendinden geçen seyirciler geliyor. ‘Z Kuşağı’nın Elvis’i neden bir kadın olmasın’ diye düşünmeden edemiyorum.
‘CHIHIRO’ şarkısıyla konser başlıyor. Seyirciler şarkıya öyle yüksek sesle eşlik ediyor ki Eilish’in sesini duymakta zorlanıyorum. Etrafım onun gibi giyinmiş gençlerle dolu. Hatta Bilbao’dan gelen ve adeta Eilish’in ikizi gibi görünen
iki hayranıyla fotoğraf da çektiriyoruz.
Billie’nin sahnesi ve kendisi çok sade. Üzerinde Marithé+François Girbaud marka basketbol atleti, siyah şort, beyaz çoraplar ve başında New York Yankees şapkası var. Parıltılı bir yıldız olmak için abartılı görünmeye gerek olmadığının kanıtı gibi.
‘when the party’s over’ şarkısında seyircilerden sessiz olmasını rica ediyor. Kendi sesini üst üste kaydederek akapella söylemek istiyor. Binlerce kişi “Şşşş” diyor ama yine de biri dayanamayarak “I love you Billie!” diye bağırıyor. Şarkıya eşlik ederken ağlayan gençleri görünce Eilish’in Z Kuşağı’yla kurduğu duygusal bağın ne kadar güçlü olduğunu anlıyorum.
‘LUNCH’, ‘bad guy’, ‘BLUE’ gibi hitler art arda geliyor. ‘23 yaşına kaç hit sığdırabilirsin’ diye düşünüyorum. Billie Eilish mükemmel olmaya çalışmayan bir yıldız. Ve tam da bu yüzden, mükemmel olmaya zorlanan bir nesil için gerçek bir kahraman. Belki de bu yüzden milyonlarca genç şarkılarına çığlık çığlığa eşlik edip onu hayranlıkla izliyor.
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




