
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, bahar donlarının son yıllarda arttığını söyledi.
Zirai donların artmasında küresel ısınmanın mevsim ritimlerini kaydırması ve aşırı hava olaylarının şiddetinin artmasının etkisi olduğuna işaret eden Kurnaz, “Karşımızdaki tablo, ‘ısınan bir dünyada don olmaz’ yanılgısının aksine, sistemik bir mevsimsel kayma ve ritim bozukluğudur. Kutuplar ile ekvator arasındaki sıcaklık farkı azaldıkça bu donları daha sık görmeye devam edeceğiz.” dedi.
Ülkede son 25 yılda bahar donlarının takviminin öngörülemez bir hal aldığının altını çizen Kurnaz, “İstatistikler, donlu gün sayısının bazı bölgelerde azalmasına rağmen, donun zamanlamasının daha riskli hale geldiğini gösteriyor. Özellikle İç Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde kışın sonu ile ilkbaharın başlangıcı arasındaki geçiş keskinleşti. Bir gün 20, ertesi gece eksi 5 derece gibi ani sıcaklık dalgalanmaları tarımsal üretimde termal şok etkisini kalıcı hale getirdi.” diye konuştu.
“Bahar dönemi için ani soğuk hava atakları riski var”
Kurnaz, kar örtüsünün toprak ve bitkiler için doğal bir yalıtım görevi gördüğüne işaret ederek, kış yağışlarının yağmura dönüşmesi ya da karın hızla erimesinin toprağı korumasız bıraktığını aktardı.
Zirai don riskinin ciddi tehdit olmaya devam ettiğini vurgulayan Kurnaz, “2026 ve sonrası için projeksiyonlar, ortalama sıcaklık artışı hikayesinin ötesine geçmemiz gerektiğini söylüyor. Modeller, ekstrem hava olaylarının artık istisna değil, ‘yeni normal’ olacağını teyit ediyor. Bu yıl bahar dönemi için de jet akımının salımlarına bağlı olarak ani soğuk hava atakları riski var. Bu nedenle her baharın potansiyel bir don riski taşıdığı bir üretim planlamasına geçmek zorundayız.” dedi.
Kurnaz, tarım sektörünün çeşit değişimi, teknik altyapı ve bölgesel planlama hususlarında dönüşmesinin şart olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Çeşit değişiminden kastım, soğuklama ihtiyacı yüksek ve geç çiçek açan türlerin veya çeşitlerin ekimine odaklanılmalı. Teknik altyapı kısmında ise sisleme, yağmurlama ve rüzgar pervaneleri gibi aktif koruma sistemleri sübvanse edilmeli. Bölgesel planlama konusunda da her karış toprağa her ürünün dikilmesi dönemi bitmiştir. İklim haritalarına göre mikroklima avantajı olmayan yerlerde riskli ürünlerden vazgeçilmeli. Hatta bu ürünlerin ekimi yasaklanmalı.”
“Çiçeklenme döneminde görülen donlar doğrudan ürün kaybına yol açar”
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsmet Başer de son yıllarda kışların ılık, bahar aylarının ise dalgalı geçmesinin bitkilerin erken uyanmasına yol açtığını söyledi.
Özellikle 15 Mart ve 15 Nisan arasında görülen ilkbahar geç donlarının, meyve ve tarla bitkilerinde beklenmedik zararlara neden olabildiğini belirten Başer, bu riskin tarımsal üretim planlamasında dikkate alınması gereken önemli bir tehdit haline geldiğini dile getirdi.
Başer, gelişim evresi ileride olan bitkinin dona karşı daha hassas hale geldiğini vurgulayarak, “En riskli dönem, çıkış sonrası fide dönemi, başaklanma ve çiçeklenme öncesi ve çiçeklenme dönemidir. Bitkiler gelişme aşamasındayken yaşanan soğuklarda çoğu zaman toparlanabilirken, çiçeklenme döneminde görülen donlar doğrudan ürün kaybına yol açar.” diye konuştu.
Trakya’da kanolanın çiçeklenme döneminde dona son derece hassas olduğunu ve eksi 3 derecenin altında çiçek ile bakla kaybı yaşandığına işaret eden Başer, ayçiçeğinin 4 yaprak sonrası, şeker pancarının çıkış döneminde, mısırın fide ve ilerleyen gelişim aşamalarında zarar gördüğünü aktardı.
Başer, buğday ve arpanın erken dönemde nispeten dayanıklı olsa da başaklanma döneminde özellikle eksi 1 derecede dane ve dişi organlarının etkilendiğini, arpanın ise buğdaya kıyasla daha hassas olduğunu kaydetti.
Kaynak: AA
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



