Ben Kenan Güçlü. Ve şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Karadeniz’de hayat gerçekten bir başkadır! Bunu yaşamayan, solumayan, o dağlarda uyanmayan bilemez. Karadeniz’de gün, sadece güneşin doğması değildir; bir uyanıştır, bir mücadeledir, bir sevdadır.
Orada her sabah bir serinlikle uyanırsın, ama o serinlik sadece hava değildir. Toprağın kokusu, denizin uğultusu ve rüzgârın anlattığı hikâyelerle birlikte uyanırsın. Çay tarlasında çalışan bir teyzenin ellerine bakarsın; yorgun ama gururlu. Balıkçı teknesinden dönen bir amcaya selam verirsin; uykusuz ama umut dolu. Çünkü Karadeniz insanı yılmaz, yıkılmaz, yorulmaz… Hayatla her sabah yeniden savaşır ama bir yandan da her şeyin tadını çıkarır.
Benim için Karadeniz’de hayatın bir başka oluşu, sadece doğasında değil; insanında, kültüründe, yaşama bakışında gizli. Orada bir tabak mısır ekmeğiyle bile bayram edilir, bir bardak çayla koca bir dostluk kurulur. Hele bir de horon varsa… Orada ayaklar değil, kalpler oynar aslında.
Kenan Güçlü olarak ne zaman Karadeniz’e adım atsam, içim rahatlar. Çünkü orada hayatın samimiyetine inanırım. Gösteriş yoktur, sahte gülümseme yoktur. Ne varsa o vardır. Ve ben de bu yüzden “Karadeniz’de hayat bir başkadır” derken laf olsun diye demiyorum; yaşayan, hisseden, bilen biri olarak söylüyorum.
O hırçın deniz, o yeşilin binbir tonu, o sıcacık insanlar… Bunlar bir araya gelince, hayat gerçekten bir başka oluyor. Başka bir yerde aynı tadı, aynı huzuru bulmak mümkün değil. İşte ben Kenan Güçlü, bu hayatın içinde kendimi buldum.
Karadeniz’de hayat bir başkadır… Çünkü orada her şey gerçek, her şey yürekten.

Yorumlar kapalı.