Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, son dönemde sosyal medya ve dijital platformlarda artan dini içerikli paylaşımlar hakkında çarpıcı uyarılarda bulundu. Görmez, dijitalleşmenin beraberinde getirdiği idrak kaybı ve ahlaki yozlaşma tehdidine dikkat çekerek, Türkiye’de dini hayatın ciddi bir tehlike altında olduğunu vurguladı.
Kim? Mehmet Görmez ve Hedefteki “Dijital Vaizler”
Eski Diyanet İşleri Başkanı ve İslam Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, katıldığı bir programda dini hayatın günümüzdeki durumunu analiz etti. Görmez, özellikle “sarıklı ve cübbeli kardeşlerimiz” olarak hitap ettiği, ancak dijital mecraları yanlış kullanan kişilerin topluma ve dine zarar verdiğini belirtti. Görmez’e göre bu isimler, dini derinliğinden kopararak yüzeysel bir gösterişe indirgiyor.
Ne Dedi? “Sarıklı, Cübbeli Kardeşlerimiz Dini Zehirliyor”
Görmez’in en dikkat çekici ifadesi, “Türkiye’de dinî hayat zehirlenmiştir ve bu zehirlenme, dijital mecralar marifetiyle yapılıyor” cümlesi oldu. Bu zehirlenmenin temelinde, dini bilginin dijital algoritmaların kölesi haline gelmesi yatıyor. Görmez, kılık kıyafet üzerinden din temsilciliği yapanların, farkında olarak veya olmayarak dini değerleri aşındırdığını ifade etti.
Neden? İdrak Kaybı ve Ahlaki Yozlaşma
Mehmet Görmez, dijitalleşmenin sadece teknik bir değişim olmadığını, aynı zamanda insan zihninde bir idrak kaybı yarattığını savunuyor. Sosyal medyanın hızı ve “beğeni” odaklı yapısı, dini mesajların ağırlığını kaybetmesine neden oluyor. Görmez’e göre bu durumun sonuçları şunlardır:
- Dini bilginin bağlamından koparılması.
- Ahlaki derinliğin yerini popülist söylemlere bırakması.
- Kutsal değerlerin “tık” uğruna istismar edilmesi.
- Toplumda kutuplaşmanın din üzerinden körüklenmesi.
Nasıl? Dijital Mecraların Din Üzerindeki Etkisi
Dini hayatın nasıl zehirlendiği sorusuna yanıt veren Görmez, dijital mecraların yapısına dikkat çekti. Bu mecralarda bilginin değil, duygunun ve tepkiselliğin ön planda olduğunu belirtti. Sarıklı ve cübbeli figürlerin kamera karşısındaki üslupları, dini bir tebliğden ziyade bir “performans” haline dönüşmüş durumda. Bu performanslar, İslam’ın özündeki nezaket ve hikmetten uzaklaşılmasına yol açıyor.
| Geleneksel Dini İletişim | Dijitalleşmiş Dini İçerikler |
|---|---|
| Yüz yüze, samimi ve hikmet odaklıdır. | Ekran aracılığıyla, kopuk ve gösteriş odaklıdır. |
| Bilginin doğruluğu ve derinliği esastır. | Hız, izlenme oranı ve etkileşim esastır. |
| Edebe ve nezakete dayalı bir üslup vardır. | Sıklıkla sert, dışlayıcı ve polemikçi bir dil hakimdir. |
Nerede ve Ne Zaman? Günümüz Türkiye’sinde Dini Dönüşüm
Bu açıklamalar, Türkiye’de sosyal medya üzerinden verilen fetvaların ve yapılan dini tartışmaların doruk noktasına ulaştığı bir dönemde geldi. Görmez, bu sorunun sadece bugünün değil, geleceğin nesillerini de etkileyecek bir “kültürel erozyon” olduğunu savunuyor. Dijital mecralar, dini eğitimi cami ve medrese gibi klasik mekanlardan koparıp kontrolsüz bir alana taşıdı.
Hangi Sonuçlar Doğabilir?
Görmez’in uyarılarına göre, bu gidişat durdurulmazsa genç nesillerin zihninde “karikatürize edilmiş bir İslam” algısı oluşacak. Gerçek dini bilginin yerini alan “dijital gürültü”, ahlaki yozlaşmayı tetikleyerek toplumsal bağları zayıflatacaktır.
Sonuç: Dini Değerlerin Dijital Sınavı
Mehmet Görmez’in açıklamaları, dijital çağda dinin nasıl temsil edilmesi gerektiğine dair önemli bir tartışma başlatmış durumda. Özetle:
- Dijitalleşme, dini bilginin niteliğini düşürmektedir.
- Popülist söylemler ve kıyafet üzerinden yapılan din temsili, İslam’ın özüne zarar vermektedir.
- İdrak kaybı, toplumsal bir ahlak krizine yol açmaktadır.
Sonuç olarak Görmez, dini hayatın dijital mecraların insafına bırakılamayacak kadar kıymetli olduğunu ve bu “zehirlenmeye” karşı bir bilinç oluşturulması gerektiğini hatırlatıyor.

Yorumlar kapalı.