Türkiye’nin sınırlarından binlerce kilometre uzakta, kimi zaman büyük bir başkentin merkezinde, kimi zaman küçük bir köyün kıyısında, kimi zaman da eski bir esir kampının yakınında Türk askerlerinin mezarları bulunuyor. Bazılarında yüzlerce şehidin adı kayıt altına alınmış durumda. Ancak bazılarında ise kimliği belirlenemeyen askerlerin hatırası tek bir anıt taşında yaşatılıyor. Milli Savunma Bakanlığına bağlı Harita Genel Müdürlüğü, yurt dışındaki bu tarihi mirası “Yurt Dışı Türk Şehitlikleri ve Anıtları Haritası” adıyla dijital ortamda bir araya getirdi. Bakanlığın açıkladığı verilere göre çalışma, 48 ülkedeki toplam 172 şehitlik ve anıtı kapsıyor. Kullanıcılar harita üzerinden bu alanların bulunduğu ülkelere, şehirlerine ve konum bilgilerine ulaşabiliyor.

BALKANLAR EN YOĞUN BÖLGE
Haritadaki en yoğun kümelenme Balkanlar ve Orta Avrupa’da görülüyor. Bulgaristan, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Sırbistan, Romanya, Macaristan, Bosna-Hersek ve çevresindeki şehitlikler, Osmanlı Devleti’nin son yüzyılında yaşanan savaşların izlerini taşıyor. Söz konusu coğrafyada özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sırasında çok sayıda Osmanlı askeri şehit düşmüştü. Cephe hatlarının sürekli değişmesi, orduların geri çekilmesi, salgın hastalıklar, ağır kış koşulları ve esaret dönemleri kayıpların geniş bir alana yayılmasına neden olmuştu.
KAFKASLAR’DAN SİBİRYA’YA
Haritadaki ikinci önemli hat Karadeniz’in kuzeyinden Kafkasya’ya ve Rusya’nın iç bölgelerine uzanıyor. Rusya Federasyonu topraklarındaki işaretler yalnızca savaş alanlarını değil, esaret ve sürgün güzergahlarını da yansıtıyor. Kafkas Cephesi’nde esir düşen çok sayıda Osmanlı askeri, Rusya’nın farklı bölgelerindeki kamplara sevk edilmiş, haftalar hatta aylar süren yolculuklarda açlık, hastalık ve soğuk nedeniyle hayatını kaybedenler olmuştu. Bazı askerler ise cepheden binlerce kilometre uzakta, Sibirya’ya veya Rusya’nın iç kesimlerine götürüldü. Şehitliklerin birbirinden çok uzak noktalarda bulunmasının temel nedenlerinden biri bu esaret güzergahlarıydı.
TÜRK YURTLARINDAKİ ŞEHİTLER
Azerbaycan’daki şehitlikler ise Kafkas İslam Ordusu’nun 1918’de yürüttüğü harekatın izlerini taşıyor. Bakü ve çevresinde hayatını kaybeden Osmanlı askerlerinin hatırası, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ortak tarih anlatısının en güçlü sembollerinden biri haline geldi. Haritada Kazakistan, Kırgızistan ve diğer Orta Asya bölgelerinde görülen noktalar da savaş esirlerinin ve farklı dönemlerde bölgeye ulaşan Türk askerlerinin hikayelerine de yer veriliyor. Harita, askeri hareketlerin cephe sınırlarıyla kalmadığını; esir nakilleri, hastaneler ve toplama merkezleri aracılığıyla çok daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösteriyor.
ORTA DOĞU’DAKİ SAVUNMA HATTI
Haritanın en dikkat çekici bölümlerinden biri de Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail ve Filistin topraklarında yoğunlaşan şehitlikler. Bu alanlar, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nin savunduğu Irak, Sina-Filistin ve Suriye cephelerinin coğrafi izlerini ortaya koyuyor. Bugün bu coğrafyada bulunan şehitlikler, yüz yılı aşkın süre önce Anadolu’dan, Balkanlar’dan, Kafkasya’dan ve Osmanlı coğrafyasının diğer bölgelerinden cepheye gönderilen askerleri temsil ediyor.
ASYA’DAKİ ŞEHİTLERİMİZ
MSB’nin Şehit Bilgi Kapısı, 1853-1928 yılları arasındaki savaş ve muharebelerde hayatını kaybeden askerlere ilişkin kayıtların araştırılmasına imkan sağlıyor. Sistemde askerlerin adları, baba adları, doğum yerleri, birlikleri, katıldıkları savaşlar ve şehadet yerleri gibi bilgiler bulunabiliyor. Haritanın Türkiye’ye en uzak noktalarından bazıları Güney Asya’da yer alıyor. Hindistan, Pakistan, Myanmar ve çevresindeki Türk şehitlikleri büyük ölçüde Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz kuvvetlerine esir düşen Osmanlı askerlerinin hikayelerini taşıyor.

HAVACILAR UNUTULMADI
Haritanın görsel anlatımında “Muavenet-i Milliye” ve “Prens Celaleddin” uçaklarına da yer veriliyor. Bu uçaklarla 1914 yılında İstanbul’dan Kahire’ye ulaşmayı amaçlayan uzun menzilli uçuş sırasında hayatını kaybeden pilotlar Fethi Bey, Sadık Bey ve Nuri Bey, Türk havacılık tarihinin ilk şehitleri arasında kabul ediliyor. Şam ve çevresindeki anıtlar, havacılığın henüz başlangıç döneminde gerçekleştirilen bu zorlu girişimin hatırasını taşıyor.
Kaynak: Web Özel

Yorumlar kapalı.