Oluşturulma Tarihi: Nisan 07, 2026 11:21
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert sözleri, gözlerin Washington’dan gelecek karara çevrilmesine neden oldu. Ancak Katar merkezli Al Jazeera’de yer alan analizde, kulislerdeki asıl sorunun “Trump ne karar verecek?” değil, “Bu kararı kim şekillendiriyor?” olduğu belirtildi. Analize göre Beyaz Saray içinde savaşa ilişkin 3 cephe oluşurken İran konusunda Trump’ın kararlarını 6 isim etkiliyor.
Katar merkezli Al Jazeera, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminde İran savaşıyla ilgili kararların perde arkasını analiz etti. Al Jazeera’de yer alan analizde, Beyaz Saray içinde savaşın genişletilmesi ya da diplomatik çözüm için kritik bir güç mücadelesi yaşandığı ifade edildi.
KRİTİK TARİH YAKLAŞIYOR: GÖZLER TRUMP’TA
Analize göre Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için verdiği 7 Nisan son tarihi yaklaşırken, dünya başkentleri Washington’dan gelecek karara kilitlendi.
Kulislerde ortaya çıkan asıl sorunun aktarıldığı analizde, “Trump ne karar verecek?” değil, “Bu kararı kim şekillendiriyor?” olduğu belirtildi.

BEYAZ SARAY’DA ÜÇ FARKLI CEPHE
Analize göre Trump’ın etrafındaki ekip üç ana gruba bölünmüş durumda:
- İran’a yönelik saldırıların artırılmasını isteyen şahinler
- Savaşın maliyetlerinden endişe eden pragmatik isimler
- Diplomasiyi “anlaşma sanatı” gibi gören gayri resmi danışmanlar
Bu ayrışma, savaşın yönünü doğrudan etkileyebilecek bir iç mücadeleye dönüşmüş durumda.

ŞAHİNLER: BOMBALARLA MÜZAKERE
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, savaşın en sert savunucuları arasında gösterildi.
Hegseth’in, sınırlı operasyonlar yerine “maksimum güç” kullanımını savunduğu ve diplomasi yerine askeri baskının artırılmasını istediği ifade ediliyor. Daha önce, “bombalarla müzakere edilmesi gerektiğini” savunduğu hatırlatıldı.
Beyaz Saray Genelkurmay Başkan Yardımcısı Stephen Miller da benzer bir çizgide. Miller,
“Dünya uluslararası nezaketle değil, güçle yönetilir” sözleriyle dikkat çekti ve İran’a karşı taviz verilmesine karşı çıktı.
RUBIO: ÖNCE YIK, SONRA MÜZAKERE ET
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yönetim içinde savaşın siyasi stratejisini yönlendiren isim olarak öne çıktı.
Rubio’nun yaklaşımı, analizde “önce yık, sonra müzakere et” şeklinde özetlendi.
Bu fikirdeki amacın, İran’ı tamamen dönüştürmek değil, nükleer ve balistik kapasitesini sınırlayarak ABD ve İsrail’in kırmızı çizgilerine uyumlu hale getirmek olduğu vurgulandı.

JD VANCE: SAVAŞ DEĞİL, KONTROLLÜ ÇIKIŞ
Başkan Yardımcısı J. D. Vance ise daha temkinli bir çizgide yer aldı.
Irak deneyimi nedeniyle “sonsuz savaşlara” karşı olan Vance’in, İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecek sınırlı bir stratejiye odaklandığı belirtildi.
Ayrıca uzun süren bir savaşın:
- ABD ekonomisini zayıflatacağı
- Enerji fiyatlarını artıracağı
- 2028 seçimlerini etkileyeceği
endişesiyle Trump’a “güvenli çıkış yolu” aradığı ifade edildi.

PERDE ARKASINDAKİ İKİLİ: EMLAKÇI DİPLOMASİSİ
Trump’ın resmi diplomasi kanalları dışında güvendiği iki isim ise dikkat çekti:
- Jared Kushner
- Steve Witkoff
Bu ikilinin, diplomasiyi “büyük gayrimenkul anlaşmaları” gibi ele aldığı ve liderlerle doğrudan temas kurarak süreci yönettiği belirtildi.
Ancak analizde, Witkoff’un İran dosyasında deneyim eksikliği olduğuna da dikkat çekildi. Hatta bir röportajda Hürmüz Boğazı’nı yanlış isimlendirdiği bilgisi paylaşıldı.

MÜZAKERELER NEDEN ÇÖKTÜ?
Habere göre, İran ile yürütülen son temaslarda:
- Teknik detayların yeterince anlaşılmaması
- Zaman baskısı
- Dosyanın zayıf yönetimi
gibi nedenler müzakerelerin çökmesine yol açtı.
İran tarafının kapsamlı ve yazılı öneriler sunduğu, buna karşılık ABD tarafının daha yüzeysel yaklaştığı iddia edildi.

BEYAZ SARAY’DA KRİTİK DÖNEMEÇ
Analiz, Beyaz Saray’daki bu iç çekişmenin savaşın kaderini belirleyebileceğini vurguldı.
Analize göre, Trump’ın önünde iki yol var:
- Savaşı büyütmek
- Ya da diplomatik bir çıkış bulmak
Ancak hangi yolun seçileceği kadar, bu kararı kimin etkilediği de en az o kadar kritik görüldü.
En Son Tv sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




